|
Ses Nedir?
Ses (Sound),
çok teknik detaylara girmeden ve en basit haliyle,
“kulağımızı uyaran ve bu yolla beynimizde duyumlara yol açan
etkiler” şeklinde tanımlanabilir. İnsan kulağının
algılayabildiği ses herhangi bir kaynağın yarattığı titreşimden
doğar, bir taşıyıcı aracılığıyla iletilir ve kulak ile beyin
tarafından algılanır.

Buna göre bir sesin varolabilmesi için, bir ses kaynağının
(beyni ve kulağı uyarabilecek nitelikteki etkenler), bir alıcı
sistemin (bu durumda kulak ve beyin) ve bir iletici ortam
(etkenlerin ses kaynağından alıcı sisteme kadar kulağı uyarmaya
yetecek şiddette iletilmesi gerekir.) Bu ögelerden herhangi biri
yoksa ses de yoktur.
Ses Sinyali Nedir?
Ses Sinyali (Audio), yine en basit tanımlamasıyla, sesin
“elektriksel formu”dur. İnsan kulağı tarafından algılanamaz. Ses
sinyali, sesin kaydedebilmesi, uzak mesafelere iletebilmesi ve
saklanıp yeniden üretebilmesi için bir “çevirimden geçmiş”
halidir. Analog ve Dijital olmak üzere iki çeşittir. Analog ses
sinyali, sesin birebir kopyalanmış (tespit edilmiş) biçimidir.
Dijital ses sinyali ise ‘analog ses sinyalinin’ birim zamanda
belli örnekler alınması ve örneklerin sadece 1 ve 0’lardan
oluşan bir koda dönüştürülmesiyle elde edilmiş sayısal
biçimidir.

Kulağımız ne analog ne de digital ‘ses sinyalini’ duyamaz. Sesi
duyar. Doğada iken bu konuda bir problem yok. Ancak sesi
kaydetmek, iletmek ve saklayıp yeniden üretmek istediğimizde onu
“ses sinyaline” çevirmek ve duymak istediğimizde yeniden “sese”
dönüştürmek zorundayız.
Bir odadasınız ve sağ tarafınızda bir kapı kapanıyor. Bu ses
bilgisini beyninize önce sağ kulağınız aktarır, bir saniyeden
daha kısa süre sonra ise sol kulak bilgi yollar. Kulaklarımız
arasındaki mesafeye bağlı olan bu zaman farkı son derece azdır
ancak bu gecikme sayesinde beyin, sesin sağdan geldiğini
algılar. Eğer iki ardışık ses, kulaklara 1-30 milisaniye
arasındaki bir zaman farkı ile ulaşırsa ikinci ses algılanamaz.
Yukarıdaki örneğimizde beyin çok çok kısa bir süre (saniyenin
binde biri gibi) için sol kulağı “kapatacak” ve böylece sesin
konumlandırmasını yapacaktır.
Ses Seviyesi Farkı
Sesler kulaklarımıza kaynaklarından çıktıkları güçle (ses
seviyesi ile) ulaşamaz. Yolları üzerindeki engeller
zayıflamalarına sebep olur. Ayrıca kulak kepçesinin ve başın
şekli; saçların, giysilerin ses dalgalarını yumuşatma/zayıflatma
etkisi gibi faktörler de sesin yönünü belirlemekte etkili olur.
Yine kapı örneğimize dönersek sağ kulak sol kulağa göre kapının
kapanma sesini daha doğrudan algılayacaktır. Yani bu örnekte,
sesi sağ kulağımızla daha yüksek duyarız.
Doğada seslerin yönünü, çıkış kaynaklarının konumunu ve kaynağın
bulunduğu ortamı bu iki parametre ve akustiğin prensipleri
sayesinde algılarız. Bir başka deyişle, sesin kaynaktan
çıktıktan sonra nereden, ne kadar yansıdığı ve soğurulduğu
(yansımadığı, emildiği) onun yönünü ve şiddetini anlamamıza
yardım eder. Örneğin bir konser salonunda müzik bize sadece
doğrudan sahneden değil konser salonun duvarlarından ve
tavanından yansıyan sesler şeklinde de ulaşır. Müziğin tadına
varmamızı sağlayan da konser salonunun bu “gerçek” akustik
ortamı içindeki ses dağılımıdır.

Hi-End
sistemler bu gerçekliği mümkün olduğunca özgün haline yakın
biçimde yeniden üretmeye çalışır. Burada asıl amaç kaydı mümkün
olduğunca gerçeğe yakın yapmak ve yeniden üretmektir. 1990’ların
başında sinema salonlarında devreye giren, bir süre sonra da
evlerde kişiye özel hale gelen çevreleyen ses fikri de aynı
mantıktan yola çıkar ancak bu mantığı dijital teknolojinin
olanakları ile birleştirir.
Stereo bir sistemde her hoparlörden çıkan ses iç kulağımıza
ulaştığında beraberinde oda akustiğinden ve başımızla kulak
kepçelerimizin fiziksel özelliğinden doğan bir dizi ardışık ses
dalgaları da getirir. Bu dalgalar bir anlamda sesi
“boyutlandırır”. Biraz daha açarsak, beyin bu ardışık dalgalar
sayesinde sesleri konumlandırır ve bir konser düzeninde olduğu
gibi, müzisyenlerin bir sıra halinde önünüzde çaldığı bir ses
alanı yaratır.
En basit haliyle çok kanallı ses sistemlerinin dayandığı temel
mantık ise, stereo sistemlerde olduğu gibi sadece ana sesleri
bir sıra halinde önümüzde oluşturmak değil, bize orada olma
hissini veren ortam seslerini de “etrafımızda” yeniden
üretmektir. Bu da aynı anda farklı kaynaklardan farklı seslerin
verilmesi ile mümkün olur. Filmlerde oyuncuların diyaloglarının
merkezdeki hoparlörden, ses efektlerinin de uydu (arka ya da
yan) hoparlörden verilmesi gibi.
Konser salonu örneğinde olduğu gibi bir stereo ses ya da ev
sinema sisteminden gelen sesleri dinlerken kulaklarımız hem her
hoparlörden çıkan doğrusal sesleri, hem de onların oda
yüzeylerinden ya da eşyalardan yansımalarını algılar.
Doğrusal ve yansıyan seslerin kombinasyonu, hoparlörün ve sizin
konumunuza bağlı olarak, sistemdeki her bir hoparlör için
“kendine has” tır. Şöyle de diyebiliriz, sistemdeki her bir
hoparlörün bir ses imzası vardır. Beynimiz bu farklı imzaları
bir araya getirerek, odanın boyutları, akustik özellikleri,
hoparlörlerin pozisyonu ve orijinal sesin yansımaları ile ilgili
“üç boyutlu bir ses haritası” çıkarır. Bize “orada olma hissini”
veren işte bu formüldür.
Desibel Nedir ?
Sesin siddeti desibel (dB) cinsinden ölçülür. "0" desibel insan
kulaginin isitebilecegi en düsük ses olarak kabul edilir. "180"
dB ise roketin firlatilis aninda çikardigi ses olarak ölçülür.
Desibeller logaritmik olarak artar ve azalir. Bu su anlama
gelir. 20 dB, 10 dB'den 10 kat daha siddetlidir. 30 dB, 10
desibelden 100 kat daha siddetlidir.
Yaklasik ses Örnek seviyesi (dB)
SES SEVIYESI (dB) BILINEN SESLER
0 dB Insan kulaginin duyabilecegi en düsük ses
30 dB Fisilti, sessiz konusma
50 dB Yagmur düsüsü, sessiz ofis, Buzdolabi, Havalandirma
60 dB Bulasik makinesi, Dikis makinesi, normal bir konusma.
70 dB Yogun trafik, elektrikli süpürge, saç kurutma makinesi
80 dB Çalar saat, Metro ;fabrika gürültüsü
90 dB Tiras makinesi, Kamyon trafigi, Çim biçme makinesi
100 dB Kar araci, çöp kamyonu, müzik seti
110 dB Rock konseri,elektrikli Testere
120 dB Uçagin havalanisi, gece klubü
130 dB Delici çekiç
140 dB Av tüfegi, Hava hücum uyari sistemi
180 dB Roket firlaticisi
Desibeller Kulagimi Etkilemeden Ne Kadar Yüksek Olabilir?
Uzmanlar 85 desibel üzerindeki sese sürekli maruz kalmanin
tehlikeli olabileceginde anlasmislardir. |