KEY Radyo-TV Yayıncılık ve Teknik Bilgi Merkezi

 

 

TELEVİZYONDA IŞIK

 

Sokak, fabrika, sınıf gibi çalışma yerlerinde ve evlerdeki suni aydınlatma şekilleri herkes tarafından bilinir. Bu tür aydınlatmanın asıl amacı ; önceden belirlenmiş bir çalışma alanını , istenilen miktarda aydınlatmaktır.
Birçok hallerde ; ışık kaynakları çalışma alanının hemen üzerinde belirli aralıklarla yerleştirilmiştir. Bu kaynakların büyüklük ve pozisyonları teknolojinin özel bir branşı olan
" Aydınlatma Mühendisliği "ne göre tespit edilir. Kısaca aydınlatma mühendisliğinin görevi; belirli bir iş için gerekli olan ve kesinlikle ölçülmüş olan ışığı temin etmektir. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki ne kadar kullanışlı olursa olsun sadece aydınlatma yeterli değildir.
Mesela ; bir sinema veya restoranın ışıklandırmasında, bir "Fabrika aydınlatma uzmanı" söz sahibi olamaz. Restoran veya sinema ışıklandırması , dekorasyonun bir parçası olacağı için bir mimar veya desinatör bu işle meşgul olacaktır. Buradaki ışıklandırma müşteriyi cezbedecek atmosferi, lüks ve rahatlığı yaratmada büyük rol oynar. Bir fabrika aydınlatmasında olduğu gibi , ışıklandırılmış bir sinema salonunun çıplak ve hangar gibi görünmesine karşılık , aydınlatma tekniğinin artistik bir tarzda kullanılması sonucu olarak elde edilen lüks: pırıl pırıl fantastik bir sinema görüntüsünden çok farklı olacaktır. Dekoratif ışıklandırmada kullanılan ışık miktarı önemli değildir. Burada önemli olan görüntü kalitesidir.
Şimdiye kadar bahsettiğimiz "Endüstriyel Işıklandırma" ve "Dekoratif Işıklandırma"dan bir üçüncü ışıklandırma tarzı daha vardır ki , bu tarzla elde edilen efektler herkes tarafından bilindiği halde malzeme ve tatbikatı sadece uzmanlaşmış kişilerin bildiği şeylerdir.
Bu üçüncü tarz " Yönetilmiş Işıklandırma " sahasına girer. Eğlence endüstrisinde, film çekimlerinde veya televizyon çekimlerinde kullanılır. Burada aydınlatma; kamera için gerekli miktarda ışığı temin etmek ve aynı zamanda seyirci üzerinde istenilen artistik ve psikolojik efektleri yaratabilmek için ışığı uygun bir şekilde kullanma sanatıdır . Nasıl ki bir fotoğraf makinesi , gazetelere meşhur kişilerin düz ve ifadesiz fotoğraflarını görüntülemek için kullanılabilirse, televizyon kamerası da özel amaçlarla ve bir olayın uzaktan takibi (drama, belgesel, kısa ve uzun metrajlı filmler) için kullanılabilir.
Eğitim gayesiyle kurulmuş bazı televizyon kuruluşları bu amaçla yayınlarını sürdürmektedirler. Bu şartlarda endüstriyel ışıklandırma yeterlidir. Fakat biraz daha geniş kapsamlı yayın yapılması istendiğinde ; mesela B.B.C N.B.C veya I.T.V 'nin en basit eğitim programları gibi, gösteri metotları, kullanılan materyal ve şahıslar çoğaldığı için "Yönetilmiş Işıklar" metotlarından her hangi birini kullanmak gereklidir.
Endüstriyel Işıklandırma ile Yönetilmiş Işıklandırma arasındaki en önemli fark ; esneklik veya değişebilme yeteneğidir. Endüstriyel ışıklandırmada; belirli bir çalışma sahası tespit edilmiş yerlere yerleştirilmiş ışık kaynaklarıyla aydınlatılır. Yönetilmiş ışıklandırmada ise ışık düzeni değiştirilebilir. Öyle ki ışık kaynaklarının yerlerinin değiştirilmesiyle belli bir programa göre çeşitli ışık düzenleri kurulabilir. Bu bölümde yöneltilmiş ışıklandırmanın tatbikatı ve elde edilecek ışıklandırmanın artistik ve teknik özellikleri anlatılacaktır.
Televizyonda ışıklandırma; hareket halindeki Suje'lerin aydınlatılması sanatıdır. Tv programları canlı olduğu gibi bir video teypten de verilebilir. Her iki halde de ışıklandırmada esas problem birkaç kameranın birbirlerine bağlı hareketlerine uymak ve programın akışına engel olmamaktır. Prodüksiyonun esnek olması ve çabuk hazırlanabilmesi , Televizyondaki prodüksiyonunun esas özelliği olan "Canlı Yayın" tekniğine dayanır ki buda prodüksiyonla ilgili konuların sonuçlarını aynı anda monitörde görüp düzeltebilme yeteneklerine bağlıdır. "Canlı Yayın" tekniği Televizyon prodüksiyonuna benzeyen fakat farklı olan "Film Yapımcılığı" na kıyasla çok daha avantajlıdır. Işıklandırma veya ölçmelerde yapılan hatalar prova esnasında tespit edilip düzeltilebilirler. Dolayısıyla klasik fotoğrafçılıkta çok dikkatle yapılması gereken ölçmeler ve ışık seviyelerinin ayarlanması Tv. İçin o kadar gerekli değildir.
Tv. Işıklandırmasında ; aynı zamanda gerçekleştirilmesi gereken iki fonksiyon vardır. Bunlar iki ana unsur altında toplanabilir, ancak her zaman birbirleriyle bağdaşmayabilirler.
1. ARTİSTİK : Objelerin tanımlanmasında veya tefsirinde ışık en önemli unsurdur. Dolayısıyla iyi bir ışıklandırma yapabilmek için, ressam veya dekoratörün vermek istediği kontrast, çizgi ve tonları anlamak ve ışığı ona göre kullanmak gerekir.
2. TEKNİK : Yapılacak olan ışık düzeni ve ışık şiddetinin kamera için gerekli seviyede olması gerekir. Yapılan ışıklandırma Tv. Kamerasının gerektirdiği seviyede değilse, kameradan elde edeceğimiz resimlerden kalite bekleyemeyiz. Aydınlatmada bu iki fonksiyonu birbirinden ayırmak mümkün değildir. Ancak biz burada Teknik ve Artistik yönleri ayrı ayrı inceleyeceğiz.

 

TEKNİK YÖNDEN IŞIKLANDIRMA

Televizyon kamerasının yapısı , normal bir fotoğraf makinesinin yapısına benzer. Yalnız Tv kamerasında , film yerine ışığa hassas yüzey olarak genellikle "Kamera Tüpü" denilen özel bir katot ışınlı tüpün bir ucundaki plakanın üzerinde binlerce mikroskobik foto-elektrik hücreden ibaret bir tabaka vardır. Değişik özellikte birçok kamera tüpü çeşidi vardır. Bunlardan daha sonra bahsedeceğiz. Fakat genel hatlarıyla kamera tüpleri birbirlerine benzer. Sahnenin optik görüntüsü bir mercek tarafından hassas foto-elektrik plakanın üzerine düşürülür. Burada plakanın üzerine gelen ışığın miktarı merceğin içine yerleştirilen bir "İris" diyafram tarafından kontrol edilir. Küçük foto-elektrik hücreler , optik görüntünün aydınlık ve gölgeli kısımlarına karşı orantılı bir duyarlılık gösterir ve bu duyarlılığın sonucunda , hassas plakanın iç yüzeyinde optik görüntünün her noktasındaki aydınlık seviyesine uygun elektrik akımları meydana gelir. Bu elektriksel görüntü katot ışını veya bir iğne başı büyüklüğündeki teksif olmuş elektron demeti, aynı zamanda anahtar gibidir ve her foto-elektrik hücreyi kameranın bağlandığı monitöre bağlar. 1/25 saniyede bu bağı keser. Dolayısıyla her 1/25 saniyede hassas plakayı temizleyerek onu bir sonraki resme veya poza hazırlar. Bu demet aynı zamanda kameradan gelen akıma 1/25 saniyede bir pals verir. Her pals belirli bir mesajı ve görüntünün her noktasındaki parlaklığı belirtmektedir .
Tv. Alıcısı veya monitöründe bir adet katot ışınlı tüp mevcuttur. Bunun tarama işlemi kameradaki tüpe bağlıdır. Öyle ki her iki tüpte aynı zamanda resmin aynı noktasını taramaktadır. Kameradan gelen pals'lar alıcıya verildiğinde katot ışının yoğunluğu pals'a uygun olarak değişmektedir. Dolayısıyla tüpün ucundaki floresan ekrana ışık verdiği zaman katot-ışınlı tüpün hareketine göre o noktada , aydınlık veya gölge efektleri yaratılmaktadır. Böylece bir olaylar zinciri meydana gelmektedir. Esas sahneye gelen ışık, sahnedeki objeleri ortaya çıkarmaktadır. Bu objeler kamera objektifine değişik miktarlarda ışık yansıtırlar. Kamera merceği bu ışık huzmelerini optik olarak gerçek bir imaj haline dönüştürürler ve bu da kamera tüpünde elektrik pals'leri haline gelir. Bu pals'ler yayınlanır veya video-teyp'e kaydedilir. Daha sonra herhangi bir alıcıya gelerek , alıcıdaki bir başka katot-ışınlı tüp vasıtasıyla elektriksel pals'ler ışığa dönüştürülerek alıcının ekranında orijinal sahnenin bir eşi meydana gelir.
Alıcı ekranındaki resme dikkatlice baktığımızda ; görüntüdeki karanlık veya siyah görülen kısımların, aslında sahnedeki aydınlatılmamış bölgeler olduğunu anlarız. Aynı şekilde resmin aydınlık ve parlak görülen yerleri de spotların en parlak vurduğu kısımlardır. Kontrolleri yapmak suretiyle şu sonuca varabiliriz. Kamera tüpünün algılayabileceği min. ve max. aydınlatma sınırlıdır. Bir resmin en aydınlık ve en karanlık kısımları arasındaki ışık yayılımı arasındaki fark sadece 1/20 oranındadır ki buda; çıplak insan gözünün algılayabileceği ışık orantısına göre daha sınırlıdır. Dolayısıyla ışıklandırmanın ana teknik fonksiyonlarından biri, kamera karşısındaki sahnenin kontrast yayılımını kontrol etmektir.
Bir resmin en parlak ve en karanlık noktaları arasındaki ara tonlamalar, (gri tonları) aydınlatma oranıyla mümkündür. Fakat yalnız 10 kademeli bir gri ton gelişmesi mümkündür. Şuna da dikkat etmek gerekir ki Tv. resminde kara kalemle çizilmiş bir resimde olduğu gibi keskin çizgiler yoktur. Bir obje ile diğeri arasındaki sınır, ışıktaki ani değişmelerin yarattığı hayalden ibarettir.
Eğer bir sahnenin her noktasını tamamen ve aynı şiddette aydınlatmak mümkün olsaydı, hiçbir obje ayırdelemeyip sahne dümdüz ve aydınlık bir alan olarak görünürdü. Bunun için ışıklandırma; objelerin şekillerini ve özelliklerini ton seviyelerindeki farklarla belirtmekte kullanılır. Yöneltilmiş ışık kullandığımızda; bu ton seviyelerindeki farklılaşmanın yapılması, bir ressamın boyalarını bilinçli bir şekilde kullanması gibi şuurlu bir işlemdir. Böylelikle ışıklandırma, programın yaratıcısı ile seyircisi arasında bir bağlantı sağlar. Gerçekte ışıklandırma, seyircinin gördüğü yegane unsurdur.

 

EXPOSURE : ( POZ )

Yukarıda belirtildiği gibi bir Tv. kamerasının Exposure zamanı 1/25 saniyedir.Işık huzmesi 1/25 saniyede tarandığı için, resmin üst kısmı alt kısmından daha önce meydana gelir. Dolayısıyla hareket halindeki objelere Stroskopik ve desenleşme tesiri yaratır. Resmi tarayan ışık huzmesine benzer. Diyagonal veya yatay çizgilere....vb sahip kumaş giyen objeler, giydiklerinden dolayı resimde harelenmelere sebep olurlar. Bu tip giysiler mümkün olduğu kadar tercih edilmemelidir. Belirli bir sistemde, tarama değeri değişmediği için Exposure süresi her zaman aynıdır. Bir fotoğraf makinesinde Exposure'yi (pozu) etkileyen iki faktör vardır. Bunlardan biri kullanılan filmin hassasiyeti (Asa değeri) diğeri ise Developman metotlarıdır.
Halbuki Tv. kamerasında film söz konusu değildir. Bilindiği gibi kamerada resim elektronik sinyaller şeklinde oluşmaktadır. Üç tip kamera tüpü vardır. Ancak herhangi bir istasyonda bu tiplerden yalnızca biri kullanılır. Çünkü bütün elektronik devreler yalnız bir tipe göre ayarlanmıştır. Her "kamera tüpü", tipinin kendine özgü bir hassasiyet farklılığı vardır. Kontrast kapasitesi ve ton farklılığı kamera kontrol ünitesinden ayarlanır. Optik ve elektronik ayarları (etkileri) birbirine karıştırmak mümkündür. Bu sebeple kamera ayarlarının ; iyi bir standart test kartı ve ölçülerek düzenlenmiş bir aydınlığa göre ayarlanmış olması gerekir. Aynı zamanda birkaç kameranın kullanıldığı hallerde, kameraları standart bir sisteme göre ayarlamak çok önemlidir. Aksi taktirde her kameranın verdiği resim ışık bakımından birbirinden çok farklı olacağından izleyiciler açısından oldukça rahatsız edici olur.
Konunun sadece optik tarafını ayrıca ele alırsak belli bir istasyonda gerekli ışık şiddetli ve dolayısıyla kullanılacak olan elektrik miktarı , merceklerin kullanış tarzına bağlıdır. Eğer mercek diyaframı açıksa; yani max. ışık miktarını alıyorsa , kamera nispeten daha dar bir alana netlik ayarı yapabilir. Eğer mercekten değişik uzaklıklardaki iki Obje'yi aynı anda odaklamaya çalışırsak; bunlarsan sadece biri net diğeri fuluğ (bulanık) bir şekilde belirir. Mercek irisini kapadıkça ikinci Obje'de yavaş yavaş belirmeye (netleşmeye) başlayacaktır.
Aynı anda odaklanan fakat derinlikleri farklı iki Obje arasındaki mesafeye merceğin "Alan Derinliği" denir. Alan derinliği arttıkça gerekli ışık miktarı da artar. Mercek diyafram açıklığı azaldıkça ~ ki bu mercek çizelgesinde belirlenir ~ her değer merceğe gelen ışığı yarı yarıya azaltır ve kameranın iyi resim verebilmesi için gerekli ışık miktarını iki misli fazlalaştırır. Şiddetli aydınlatma pahalı olduğundan daha ziyade geniş diyaframlı olarak çalışma tercih edilir. Bu diyafram açıklığı " İmaj "
· Ortikon kamera için F=5,6
· Vidikon kamera için F=2,8 dir.
Bu değerlerdeki fark , kamera tüplerinin alan derinliği değerlerinin değişik olmasındandır.

· KAMERA TÜPLERİ

· İMAJ ORTİKON
Profesyonel yayınlarda tercih edilen tüp tipidir. Özellikle büyük eğlence veya drama programlarının prodüksiyonlarında kullanılır. Bu tüpün şekli 35 mm.lik sinema objektifine benzer. Kullanılan merceklerde de benzerlikler vardır. Fakat hızlı pankromatik filme kıyasla daha hassastır. Stüdyoda ortalama F=5.6 lık bir diyafram açıklığıyla çalışır. Bunun için sahnede 50 Candl'e foot'luk bir ışık uygulamak yeterlidir. Bu bir çok setlere 500 W.lık bir ışıklandırma ünitesinin yeteceğini gösterir. Tüp ; karmaşık, ağır ve cüsseli bir yapıda olduğundan, kullanışı hareket ettirilmesi ve bakımı ustalık ister.

· VİDİKON
Endüstriyel sahada kullanılmak üzere hazırlanmış tipleri olduğu gibi , küçük stüdyolarda da kullanılmak üzere geliştirilmiş tipleri de mevcuttur. Basit ve kullanışlıdır. Şekli 16 mm.lik sinema objektifine benzer. Kamera ve merceklerinin yapısı İmaj Ortikon kamerasına nazaran daha basit, küçük ve pratiktir.
Vidikon tüpün hassasiyeti, İmaj Ortikon kameraya kıyasla oldukça azdır. Fakat, hassasiyet derecesi kameraya eklenecek elektriksel ayarlamalarla geliştirilebilir. Hareketsiz Obje veya kepşin çekimlerinde; Vidikon Kamera aynı ışık seviyesinde İmaj Ortikon kamerası kadar tatminkar neticeler verebilir.
İmaj Ortikon kameranın F=5,6 diyafram açıklığına karşın, Vidikon Kamerada F=2,8 lik bir diyafram açıklığında aynı alan derinliğini verir. Fakat Vidikon Kameranın hassas olmayışı nedeniyle ( F2 ) diyafram açıklığında daha iyi sonuçlar verir.
Hareket halindeki objelerin çekimlerinde , giysilerdeki çizgiler birbirine karışmış gibi görünür. Çünkü katot ışınlı huzme birbirini takip eden sahneler arasında ekranı çabuk temizleyememektedir. Bu hatayı gidermek için Target gerilimi azaltılabilir (resimdeki aşırı parlak kısımların Katot-ışınlı tüp tarafından temizlenme süresini çabuklaştırarak hatırlama olayını ortadan kaldırmak için). Fakat bu taktirde de kameradan gelen resimde belirli oranda bir kararma olacaktır. Bunu önlemek içinde daha fazla ışık gerekecek, dolayısıyla Target gerilimi azaltılarak resimde suni bir derinlik elde edilecektir. Hızlı hareket eden objelerin (dans eden balerinler ...vb.) çekimlerinde resimlerin birbirine karışmasını önlemek için, 300 Foot-Candle'lik yani 2000 W.lık bir aydınlatma yeterli olacaktır.
Vidikon tüpün poz değeri, klasik usulde mercek irisinin açıklığını ayarlamak suretiyle kontrol edilebilir. Daha esnek bir kontrol sistemi ise, Target gerilimlerinin bir kamera kontrol odasına bağlanması ve oradan ayarlanmasıdır. Böyle bir sistemde mercek açıklığı belirli bir aralığa getirilir. (Tipik olarak F2 değeri ) Öyleki , alan derinliği her pozlama değeri için aynı kalır.
Bazı Endüstriyel Vidikon-Kamera tiplerinde Target gerilimlerinin kontrolü otomatiktir. Dolayısıyla otomatik bir pozometre görevi görürler. Fakat stüdyodaki düzen yöneltilmiş ışığın kullanılmasına elverişli bir nitelikteyse yukarıda anlatılan sistem çok daha kullanışlı olacaktır.

· PULUMBİKON :
Bu tüp; çeşidi Vidikon'un geliştirilmiş bir şeklidir. Ortikon ile Vidikon arasında bir şekle sahiptir. Hassasiyet derecesi yüksektir. Ortikon'a yakın fakat Vidikon'un basitlik ve hafiflik gibi özelliklerine sahiptir. Plumbikon tamamen pankromatik değildir, renklere karşı hassasiyeti ; Spectrum'un kırmızı ucuna doğru azaldığı için renkleri koyu gri olarak algılar. Tamamen pankromatik Ortikon ve Vidikon aynı kırmızıyı açık gri veya beyaz olarak verecektir.
Plumbikon'un poz değeri Ortikon gibi mercek açıklığı ile ayarlanır. Işık seviyeleri ve ışık üniteleri Plumbikon tüplerde, aynı Ortikon kameradaki gibidir. Kamera ve mercekler Ortikon' kıyasla daha küçüktür. Diyafram açıklığı takriben F2=8 F3=5 arasındadır.

· GÖRÜNTÜNÜN KONTROLÜ

Orijinal sahnedeki genel parlaklık alıcıda görülen sahnenin parlaklığından farklı olabilir. Çünkü arada birçok elektriksel ayarlamalar olmuştur. Aradaki devrelerin her birinin iyice kontrol edilmesi ve standartlaştırılması son derece önemli ve zorunludur. Özellikle monitörlerin iyi ayarlanması gerekir.
Işık düzeninin kontrolü için en uygun usul , iyi ayarlanmış monitörden sahneyi izlemek ve kameraların verdiği görüntüye göre hatalı olan ışıkları düzeltmektir. Işıklandırmanın ilk safhalarında bir pozometre ile kabaca bir ölçüm yapılabilirse de en iyi pozometre çekimin veya band kaydının yapılacağı ve gerekli ayarları yapılmış kameranın kendisidir. Bu metot; özellikle sistemde bir kamera kontrol ünitesi mevcutsa ve kontrol ışık seviyelerini gösteren bir dalga monitörüyle ( Osilaskop ) yapılıyorsa daha uygundur.
Bu metoda göre ışığın doğru yapıldığı şöyle anlaşılır: Sahnedeki en beyaz nokta pik beyaza yaklaşmalı, en siyah nokta ise pik siyah seviyesine yakın olmalıdır. Fakat bir çok sahnelerde insan yüzü en önemli objedir ve bir çok hallerde de sahnenin en beyaz noktası insan yüzüdür. İnsan yüzünün en iyi görüntüsü, yüzün tonu pik beyazın % 70 i olduğu zaman elde edilir. Onun için sahne aydınlatılırken, bu oran mümkün olduğu kadar sabit tutulmalı ve her an için sahneye insan yüzünden daha beyaz bir objenin girebileceği düşünülmelidir.
İnsan yüzünü pik beyazın % 70 'ine ayarladığımızda , diğer beyaz ve siyah objelerin kamera için çok koyu veya çok parlak görülmeleri sık sık rastlanan problemlerdendir. Kullanılan ışıkları ayarlamak suretiyle resmin diğer kısımlarını daha çok aydınlatmak veya gölgelendirmek gerekebilir. Ayrıca sahnenin bir bölümünün diğer bölümüne yakın poz değerinde olmasına dikkat etmek gerekir. Çünkü ; bilhassa kamera Pen yaptığı zaman bu hata çok belirgin olarak ortaya çıkar. Işıkta yapılan bu ayarlamalara "Işığın Dengelenmesi" denir. Bu işte uzman olan bir kişi 6000 Feet-Kare'lik bir sahada bu dengeyi sağlayabilir.
Bir resimde siyah seviyesinin (kontrast) doğru olarak tespiti çok önemlidir. Çünkü siyah, sadece şekillerin belirlenmesinde faydalı olmakla kalmaz aynı zamanda bir renk gibi objelere duygusal bir özellik verir. Siyah seviyesinin iyi ayarlanmaması sonucu olarak ya koyu tondaki objeler birbirine karışır yada gölgeler öyle koyulaşır ki bütün ayrıntılar kaybolur. Ayrıca siyah seviyesinin kontrolü ile resmin genel tonu ayarlanıp gece veya ay ışığı efekti sağlanır.
Ekranda tam bir karanlık vermek mümkün olmadığı için, gece sahneleri kontrastlı ayarlanıp değeri artırılır. Karanlık efekti yaratarak, aynı zamanda sahnedeki obje ve şahısları belirleyebilecek bir ışık düzeni elde edilir. Aslında ; gece ve gündüz sahnelerinin arasında poz değeri bakımından bir fark olmamalı ve resimdeki siyah-beyaz düzeni değiştirilmemelidir. İleride daha ayrıntılı olarak anlatılacağı gibi , her çekimde "ANAHTAR IŞIK" denilen bir ana ışık kaynağı bulunmalıdır. Anahtar ışığı belirli bir seviyede yerleştirilmelidir. Bu seviyenin tespitinde kamera monitörü veya bir Pozometre referans olarak alınabilir.
Anahtar ışık yerleştirildiği zaman resimdeki pik beyazı belirler. Diğer ışıklar buna göre yerleştirilir. Anahtar ışığın şiddetini belirlemek için en iyi yol ; kameranın karşısındaki spiker veya oyuncuların duracağı yerde durup, Pozometreyi doğrudan doğruya anahtar ışığa doğru tutmaktır. Daha sonra aynı şekilde sırayla diğer ışıklarda ölçülür. Bu usulle ışıkların şiddetleri ve birbirlerine olan oranları tespit edilebilir. Fakat bu metot kameranın vereceği görüntü hakkında kesin bir fikir veremez, sadece ışık kaynaklarının birbirleriyle kıyaslanabilmesini sağlar. Pratikte, tecrübeli bir ışıkçı bu usulle ışık seviyelerini basit bir şekilde tespit ederek doğabilecek sorunları veya kameranın verebileceği resim seviyesini önceden kestirebilir. Kameraların çalışmadığı zamandaki ışık düzeninin böylece genel bir şekilde tespiti, provalarda geçen zaman kaybını azaltır.
Ortikon ve Plumbikon kameralarda anahtar ışık seviyesi 60 Foot-Candle, Vidikon kamerada ise bu seviye 120 Foot-Candle olmalıdır. Bu seviyelerde programın hareketliliğine göre değişebilir.
Pozometreler bundan başka iki şekilde de kullanılabilir.
1. Kameranın yanında durup sahneye doğru tutup ölçüm yapılabilir.
2. Fotosel sathının yanında sahneye yatay şekilde durularak ölçülür. Bu metot sadece kamera merceği ile aynı açıdan bakılabildiği ve kameranın yer değiştirmediği hallerde geçerlidir. Aksi halde hatalara sebep olabilir.
İkinci metot , sadece belli bir düzeydeki ışık düzenini ölçmeye yarar. Kamera karşısındaki satıhlar düşey bir pozisyonda olduğu hallerde geçerli değildir. Pozometre genellikle çok şiddetli ışık değerleri verir ve ışığın azaltılması gerektiği hissini verir. Yatay düzeydeki objeler çok ışık toplamaya eğilimlidir.(Mesela; açık renk kağıtlar, masa örtüleri, yatak örtüleri, masalar, halılar .....vb.) ve dolayısıyla da yüksek ölçüm değerleri verirler.

· ARTİSTİK YÖNDEN AYDINLATMA

Işıklandırmanın esas gayesi, seyirciye obje ve materyallerin fiziksel özelliklerini göstermektir. İnsan gözü güneş ve göğün tesirinin altındaki şekilleri algılar. Tabii ışıklandırmanın bir ikiz yönü ise ; gölge yaratan ve gölgeleri silen elemanlar , suni ışıklandırmanın yapıldığı Tv stüdyolarında, sert anahtar ışık ve dolgu (yumuşak) ışık olarak geçmiştir. Bu iki faktör, kameranın resminde poz değeri ve siyah seviyesi olarak meydana çıkar. Alıcılarda ise bu iki faktörü kontrast ve parlaklık olarak görürüz.
Sert ışık ; kesinlikle geometrik ve sert gölgeler düşüren bir ışıktır. İdeal sert ışık kaynakları "Nokta" yani Fresnel spotlardır. Pratikte kullanılan en sert ışık kaynağı "H.M.I" yani "Gün Işığı yada Karbon Ark" lambasıdır. Fakat bu ışık kaynağı ancak çok geniş stüdyolar veya dış mekanlarda kullanılmaya elverişlidir. Bu nedenden dolayı Tv. Stüdyolarında , genellikle çeşitli büyüklük ve güçte "Fresnel Spotlar" kullanılır. Böylece ; sert ışık veren kaynaktan bir objenin üzerine ışık düşürüldüğü zaman , ışığın yöneltildiği kısım aydınlanacak diğer kısımlar ise karanlıkta kalacaktır. Lamba veya objenin yeri değiştirildiği zaman değişik bir gölge-ışık efektleri meydana gelecektir. Böylece objenin şekli ve yüz ifadesi değişmemesine rağmen, yüzündeki gölgelerin yer değiştirmesiyle yüz ifadesi tamamen farklı bir anlam kazanacaktır.
Yumuşak ışık ise teorik olarak hiç gölge düşürmeyen ışıktır. Bu ışık tipine ; Kuzey Ülkelerindeki gün ışığını örnek olarak verebiliriz. Mükemmel bir ışık kaynağı ; yan yana dizilmiş sonsuz sayıda "Nokta Işık" kaynaklarından meydana gelir. Böyle bir ışık kaynağı ; objelerin boyutları ne kadar büyük olursa olsun gölgelerini meydana çıkarmaz. Fakat Tv.de mevcut ışık kaynakları mükemmel değildir. Daha küçük oldukları için belirli oranlarda gölge düşürürler. Fakat bu gölgeler sert ışığın düşürdüğü gölgelere kıyasla daha belirsiz ve yumuşaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sert isik kaynaginin önüne "dagitici filtre" koymak suretiyle yumusak isik kaynagi haline sokulmasi mümkün degildir. Ve tamimiyle yanlış bir uygulamadır.

· PRATİK EGZERSİZLER


Tv. Işıklandırması , gerçekte pratik olarak öğrenilebilen bir sanattır. Sadece pratikte ve uygulamalarla öğrenilebilir. Burada vereceğimiz egzersizler tek kameralı ve tek kişilik bir uygulamadır. Bu egzersizlerin gayesi öğreniciye ışık kaynaklarının yer ve yönelişini değiştirmek suretiyle elde edilecek sonuçlar ve bir Tv. görüntüsünde neleri aramak gerektiğini göstermektir. Bu egzersizler ışıklandırmanın standart bir çözüm yolunu getirmemekte, sadece ışık düzeninin pratik sonuçlarını vermektedir. Işıkçı bu basit uygulamalara göre kendisine has bir stil geliştirmelidir.


Tv.de en basit ve ensık tekrarlanan ışıklandırma şekli portre ışıklandırmasıdır. Haber spikeri, takdimci, yorumcu ...vb. gibi.
Poz değerinin bu safhada çok hassas ölçülmesi gerekmez. Fakat lambalarının yerlerinin değiştirilmesi sırasında, kamera merceğinin poz değerini az gösterecek şekilde ayarlanması geçerli bir usuldür.
Sahnenin kazırlık safhasında ışık şiddetini ayarlamak için lamba ile Suje arasındaki mesafe değiştirilebilir. Işık huzmesinin yoğunluğu lambanın üzerindeki fokus kontroloyle değiştirilebilir veya lambanın önüne geçirgenliği azaltan tül, aydınger, difizyon ..vs. takılabilir. Işık şiddetini ayarlamak için en etkin yol karartıcı (dimmer) kullanmaktır. Karartma sisteminin büyüklük ve karmaşıklığı stüdyoda gerçekleştirilmesi planlanan programların niteliğine bağlı olarak tespit edilir. Şimdi anlatacağımız bu metotların hepside kullanılabilir.
Egzesizleri uygularken canlı bir Suje kullanılması tavsiye edilir. Suje'nin bulunmadığı hallerde bir heykel veya konu mankeni de kulanılabilir. Suje'nin yüzü kameraya dönük bir iskemleye oturtulur. İskemle duvar veya arkadaki (varsa) panodan en az 1.5 m. Uzakta olacak şekilde yerleştirilir. Deneme için 3 adet 500W. lık spot ve ayrıca yumuşak ışık (gölgeleri yumuşatmak için) gereklidir.

· ANAHTAR IŞIĞIN YÖNÜ

Öncelikle gözümüzü yanıltmaması için bütün ışıklar söndürülür. Anahtar ışık görevi yapacak olan spot yakılarak kamera eksenine mümkün olduğu kadar yaklaştırılıp sujeye yöneltilir. Monitördeki görüntü fotoğraf makinesinin flaşıyla çekilmiş bir fotoğrafı andırır. Özellikle renklerin arka fonla aynı tonda olduğu, omuz ve saçlarında bu fona yapışmış gibi göründüğü ve en önemlisi yüzdeki bulunması gereken derinliğin (burun ile dudak, çene ile boyun arasındaki mesafe) kaybolup düz bir sathın oluşturduğunu gözlemleriz.
Şimdi spotun düşürdüğü gölgelere bir göz atalım. Eğer spotu kamera ekseninden veya kamera merceğinden uzağa çekersek Suje'nin gölgesi belirmeye başlar. Bu arada Suje'de spotun çekildiği yönün aksi yönünde bir hareket başlar. Spotu tekrar kamera eksenine yaklaştırdığımızda beliren gölgeler kısalır ve kamera ile sujenin arasındaki merkez eksene yaklaşırlar. Eğer spotu tam mercek eksenine yaklaştırmak mümkün olsaydı ; o zaman kamera, mercek, ışık kaynağı ve suje aynı çizgi üzerinde olacakları için hiçbir gölge görmek mümkün olmayacaktı. Spotu herhangi bir yönde mercek ekseninin dışına doğru hareket ettirmek suretiyle daha fazla gölge düşürmek mümkündür. Eğer ışığı kamera ekseninin yukarısına kaldırırsak gölgeler aşağıya doğru olacak, ışığı eksenin aşağısına indirirsek bu seferde gölgeler yukarıya doğru uzatacaktır. Gölgeler yukarıya doğru olduğu zaman yüze gayri tabi bir ifade gelecektir ki buda Güneş ışığının geliş yönüne aykırı olur, buda her zaman için garip , sevimsiz ve korku dolu bir ifade verir.
Eğer iki lambadan birini mercek aksının üzerinde, diğerini de mercek aksının altında olmak üzere yerleştirirsek ve bunları birbiri ardına yakıp söndürdüğümüzde ilginç bir sonuç elde ederiz. Aşağıdan ve yukarıdan yapılan ışıkları söndürüp yaktıkça yüz hatları ve ifadesi gerçekte değişmemesine karşılık değişiyormuş gibi bir anlam kazanacaktır.
Lambayı yukarı kaldırdığımızda ; kaş ve gözlerin altındaki gölgelerin çok belirgin olduğunu görürüz. Lamba çok yükseğe kaldırıldığı zaman gözler tamamen gölgelenecek ve karanlık bir çukur gibi görüntü verecektir. Lamba yüksekliği, yüzün yapısına göre tespit edilmelidir. Fakat her yüz için doğal bir görüntü elde edilebileceği belli bir açı mevcuttur. Bu belli açıdan daha yükseğe bir lamba yerleştirildiğinde: gözler kaybolur ve çene kemikleri gayri tabi bir şekilde belirlenir. Bu durumun aksi olduğunda da yani ışık mercek ekseninin altına getirildiğinde de daha önce bahsedilen korkunç yüz efektleri ortaya çıkar.
Aynı şekilde lamba-mercek aksından yatay olarak uzaklaştırılabilir. Lamba kamera merceğinden uzaklaştırıldıkça gölgeler daha da çok belirginleşecektir. Belli bir noktada , burun gölgesi yüzün aydınlanmamış kısmındaki yanağın gölgesiyle birleşecektir. Lamba, mercek aksına dik olduğu zaman bu sefer de yüzün sadece yarısı aydınlanacaktır. Bu durumda da gözler tamamen karanlıkta kalacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur : gözlerin , yüzündeki ifade bakımından önemli olduğudur. Gözlerdeki ifade ve oynamaların her zaman iyice belirgin bir şekilde seçilebilmesi gerekir.
Şunu da iyice belirtmek gerekir ki ; teknik bakımdan ışığın şu yada bu açıdan yerleştirilmesi önemli değildir. Bu bakımdan ışığın yerleştirilmesi ; sujenin özelliklerini istenilen tarzda ve olması gereken bir şekilde , Tv. seyircisine de görsel bakımdan rahatsızlık vermeyecek bir şekilde aktarılmasını sağlamaktır. Bu da ışık operatörünün artistik ve subjektif bakımdan görüş ve deneyimine bağlıdır. Bu deneylerden de anlaşılacağı gibi gölge ; toplu bir resimdeki çizgileri, ekrandaki şekilleri , kameranın algılayacağı tüm şekillerin detaylarıyla Suje'lerin yüzündeki anlam ve ifadelerin meydana çıkmasını sağlayan en önemli faktördür. Basit ve kolayca kontrol edilebilecek bir ışık-gölge düzeni elde etmek için ; herhangi bir çekimde yüzü sadece bir adet ana ışık veya anahtar ışığın aydınlatmasına dikkat etmelidir. Anahtar ışığa yardımcı olarak kullanılacak diğer ışıkları , görüntüyü bozacak ve ilave gölgeler yaratmayacak bir şekilde yerleştirilmesine son derece dikkat etmek gerekir.

· DOLGU (DOLDURMA) IŞIĞI

Anahtar ışığın yerini tespit edip yaktığımızda, görüntüde fazla kontrast olduğunu ve ayrıntıların istenildiği şekilde belirdiğini görürüz. Anahtar ışığa ilaveten Fresnel spot kullanıldığı zaman ise resmin bozulduğunu ve luzumsuz gölgelerin ortaya çıktığını görürüz. Bu sebeple ; ek ışık olarak geniş ve yumuşak ışık kaynakları tercih edilmelidir. Bu tür ışık kaynaklarına dolgu ışık kaynakları denir. Yumuşak ışığı, anahtar ışığın kamera-Suje eksenine ters açıdan yerleştirdiğimiz zaman gölgelerin aydınlandığını ve anahtar ışığın hakim olduğu sert çizgilerin kaybolduğunu görürüz. Bu ikinci ışığa "Dolgu Işığı" denir. Işık ne kadar yumuşak olursa olsun bir takım ek gölgeler (oldukça yumuşak olarak) oluşacaktır. Buna engel olmak için ; yumuşak ışığın yerinin çok dikkatlice tespit edilmesi gerekir. Yumuşak ışığın yeri iyi tespit edilmediği zaman burun gölgesi iki tane görülebilir ki buda resmin çok çirkin görülmesine neden olur.
Dolgu ışığının yerini tespit etmek için; önce spot Suje'den oldukça uzak bir yere yerleştirilir. Daha sonra yumuşak ışığın şiddeti, anahtar ışığın şiddetine eşit olana kadar spotu Suje'ye yaklaştırabiliriz. Bu arada ekrandaki görüntünün gölge ve ayrıntıları (yüzdeki detaylar) devamlı olarak kontrol edilmelidir.

· ANAHTAR VE DOLGU IŞIKLARININ DÜZENİ
Anahtar ve dolgu ışıklarının kamera merceğine göre yerlerinin değiştirilip, birini öbürünün yerine yerleştirmek mümkündür. Bu uygulama; her zaman yapılacağı gibi, özellikle bayan spikerlerin saçlarını sert spotun (Ana Işığın) geldiği yönde taradıklarında yüzde aşırı ve rahatsız edici gölgeler oluştuğunda kaçınılmaz olur. Aksi taktirde yüzde aşırı gölgeler oluşur.
Anahtar ışık ; mercek aksına (tahminen) 45 Derecelik bir açıyla yerleştiğinde, yüzün bir yanında belirli bir burun gölgesi olacaktır. O yandaki yanak bir gölge ile belirlenecektir. Yüzün anahtar ışığa yakın tarafındaki yanak ve kulak aydınlık, öbür taraftaki yanak ve kulak ise gölgede kaldığı için daha büyük görünecektir.
Birçok insanın yüzünü incelersek, pek azının yüzünün simetrik yüz hatlarına sahip olduğunu görürüz. Bu sebeple anahtar ışık, yüzün daha küçük kısmına düşürülür ve bu şekilde simetrik olmayan yüzü daha güzel göstermek ve bazı hatları düzeltmek mümkün olur. Hollywood yıldızlarına yapılan ışık düzeni, bu bakımdan makyaj ve saç düzeni kadar önem taşımaktadır.
Herhangi bir Suje'ye böylesine özel ışık düzeni kurmak, Tv.nin hareketli ve karmaşık çalışma temposu içinde mümkün olmayabilir. Fakat ışık düzeninin ; Tv. ekranında herhangi bir kişiyi güzel veya çirkin, anlamsız veya şahsiyetli göstermekte büyük rolü olduğu da hiçbir zaman unutulmamalıdır.

· ARKA ( GERİ ) IŞIK

Önceki uygulamalarda yüzün ön tarafından aydınlatılması işini tamamlamış olduk. Fakat elde ettiğimiz görüntüyü ; önümüzdeki Suje ile kıyasladığımız zaman , monitördeki görüntünün düz ve bütünlükten yoksun olduğunu görürüz. Bunu düzeltmek için; Suje'nin arkasındaki fonu aydınlatmak bir ölçüye kadar faydalı olabilir. Arka fon aydınlatıldığında resme bir derinlik verilmiş olur ve ön plandaki bazı benzer tonların arka plandaki tonlarla karışması önlenir. Fakat çevrenin bu şekilde aydınlatılmış olması ; Suje'yi düz olmaktan, bütün bir şekil yerine kağıttan kesilmiş bir resim gibi görünmekten kurtarmak için yeterli değildir. Bunun sebebi basittir. İnsan yüzü ve vücudu ; silindirik ve yuvarlak şekillerden meydana geldiği için, önden gelen ışık altında geriye doğru kıvrılıyormuş gibi etki yapar. Dolayısıyla vücudun baş ve diğer ana çizgileri bütün vücuda kıyasla daha koyu görünür.
Karanlık komünikasyon terimleriyle " bilgi yoksulluğu " olarak yorumlanabilir. Bunu şöyle de ifade edebiliriz. Önden yapılan ışıklandırma, Suje'nin ön merkezi kısmı hakkında yeterli bir görüntünün oluşmasını sağladığı halde, Suje'nin kenarlarını ve ana hatlarını ortaya çıkartır. Bu hatayı düzeltmek için " kenar ışığa " ihtiyaç vardır. Buda ; Suje'nin arkasına ve kameraya doğru yöneltilmiş ışıklar yerleştirmek suretiyle temin edilir. Bu düzendeki aydınlatma şekline " GERİ (ARKA) IŞIKLANDIRMASI " denir.
Genellikle "Arka Işık" Suje'nin arkasından kameraya doğru yöneltilmiş Fresnel Spotlarla yapılır. Bu spotlara ; kameranın ters açısından geldiği için Kamera merceğinin önüne düşecek olan Refle'yi önlemek için kepenk, Parasoley veya Gobo tabir edilen ışık kesiciler takmak gerekir. Deney için iki adet 500W.lık Fresnel Spotu ayak üzerine takmak yeterlidir. Yayınlanacak bir Tv. programı için arka ışık yapılırken, spotları Suje'nin arkasındaki dekor panosuna (özel bir Aparey ile) takmak veya tavanda asılı bulunan boru, Pantograf , Teleskop veya Hoyst tabir edilen askı sistemlerine takmak gerekir.
Arka ışıklardan biri, Suje'nin hemen arkasına yerleştirilip saçlarına doğru yöneltilir. Bunun sonucu olarak, resimde suni bir üç boyutlu görünüm elde edilir. Saçlar daha da parlaklaşmış ve başın şekli ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda da omuz çizgisi ışıklanmış ve Suje arka plandan kesinlikle ayrılmış olur. Geri ışığını yaparken, ışık şiddetini ayarlamak oldukça güçtür. Kameraya fazla ışık gelebilir. Çünkü Suje'nin arkasından taşan ışık huzmeleri doğrudan doğruya merceğe gelmektedir. Bu sebeple ışık huzmelerini kesmek için karartıcı veya tül kullanmak gerekir. Geri ışığının şiddeti, önden gelen ışık şiddetinden fazla olduğu zamanda Suje'nin Sülüet (arka taraf parlak, ön taraf karanlık) olarak görünmesine sebep olur.
Arka ışık için üç esas pozisyon vardır.
1. Bu sistemde arka ışık yukarıda anlatıldığı gibi Suje'nin hemen arkasına, kamera-Suje aksıyla aynı hizada yerleştirilmelidir.
2. Bu sistemde ise ; arka ışığı merkezden anahtar ışığın karşısına gelecek şekilde ve yana doğru hareket ettirdiğimizde meydana gelir. Arka ışığı, başın anahtar ışık tarafına getirince o yüzeyde ki ışık şiddetinde artış olur. Çünkü bu noktada ışık birleştirilmiştir. Bunun kameradaki görüntü açısından tehlikesi , o bölgede çok fazla ışık olmasıdır. Ama başın çizgileri daha da belirgin olarak ortaya çıkar ve Artistik bakımdan daha hoş bir görüntü elde edilir . Bu örnekteki gibi anahtar ışıkla ve arka ışıkla yapılan bir uygulama gerektiği zaman göze hoş görülen görüntü efektleri yaratır. Örneğin ; bir pencereden odaya dolan gün ışığı efekti gibi...
3. Bu sistemde de arka ışığın pozisyonu ise ; geri ışığın, anahtar ışığın tam aksine başın gölgeli tarafına yerleştirilmesidir. Bu pozisyonda arka ışık , başın gölgede kalan kısmının şeklinin belirlemesinde önemli rol oynar. Çünkü yüzün, anahtar ışık tarafından aydınlanmayan kısmını sadece yumuşak ışık aydınlatmaktadır. Fakat arka ışık bu şekilde yerleştirildiğinde yüzdeki gölgelerin yönü anahtar ışığa karşıt görünebilir. Bu sistem , Drama çekimlerindeki veya gece efekti yaratmak amacıyla düzenlenmiş bir dekorun bulunduğu düzende ve sahnede ışık kaynağı izlenimini veren gaz lambası, aplik veya abajur gibi aksesuarların mevcut olduğu ortamda daha rahatlıkla kullanılabilir. Çünkü ; gece birkaç gölge ve ışık huzmesinin , çeşitli kaynaklardan geliyormuş gibi izlenim vermesi daha tabi ve doğal bir ortamın oluşmasında katkısı olur . Zira gece ; gerek ev içinde gerekse pencereden evin içine süzülen sokaktaki suni ışıklandırma , sahneye dağıtılmış bir çok ışık kaynaklarının bulunduğu izlenimini yaratır .
Fakat pratikte ve özellikle kadın Suje'lerde ışıklandırma yapılırken iki adet 3 / 4
Oranında arka ışığı aynı zamanda kullanmak gerekir. İki adet geri ışık ta başın iki tarafına yerleştirilir. Bu suretle saçın her tarafı yeterli bir şekilde aydınlatılmış olur.
Geri ışıklandırması resme tabilik unsuru kattığından, Tv. izleyicisine çok daha hoş, doğal ve rahatlatıcı bir ortamda bulunup doğal izleme imkanı sağlar. Fakat, arka ışığın tatbikatı sırasında kolaylıkla aşırılığa kaçılabileceğinden çok dikkatli kullanılmalıdır.
Şimdiye kadar olan anlatımları aşağıdaki uygulamaları inceleyerek daha rahat görebilirsiniz.
Dışarıda yapılan film çekimlerinde bazen güneş ışığı arka ışık olarak kullanılır. Bu efekte fotoğrafçılıkta "Contr-Jorr" denir. Bu tip çekimlerde genellikle kontrast oranı fazladır. Yüzdeki ve bilhassa göz çukurundaki gölgeler çok koyudur. Bazen, yüzdeki koyu gölgeler yumuşak doldurucu (yumuşak ışık) vermek suretiyle açılabilir. Hafif bulutlu bir gök ve parlak gün ışığında, bir Suje'nin her açıdan oldukça iyi resimleri alınabilir. Burada kameraya göre güneş ; anahtar veya arka (Geri ) ışık , gök ise yumuşak doldurucu ışık yerine geçer.
Stüdyoda iki 3/2 lik ışık kullanmak , yumuşak dolgu ışığını kameraya yaklaştırmak ve anahtar ışığı söndürmek suretiyle oldukça başarılı bir " Cont-Jorr " efekti yaratmak mümkündür.

· İKİLİ ÇEKİM

Şimdi Tv. de en çok kullanılan ikili çekimlerin ışıklandırılmasından bahsedeceğiz. Tek Suje yerine her biri kameraya dikey açıda karşılıklı oturmuş iki Suje'yi aydınlatacağız.
Örneğin ; bir konuğun ve spikerin katıldığı röportaj programında , tek Suje için hazırladığımız iki adet 3 / 4 lük Fresnel spotu ( geri ışık ) birbirinden uzaklaştırmak suretiyle , bir spotun aynı zamanda her iki Suje'yi de aydınlatmasını sağlamış oluruz. Kameranın her iki Suje'yi de resim çerçevesine alabilmesi için ( tekli çerçevedeki dar çerçeveye oranla ) biraz geriye çekmek gerekecektir. İkinci suje için yeni bir dolgu ışığına ihtiyaç olacaktır. Öyle ki kameranın her iki tarafına birer yumuşak ışık yerleştirilmelidir. Vidikon kamera kullanılıyorsa yeterli bir dağılım ve ışık şiddetinin sağlanması için 500 W.lık spotlar yerine 2 Kw.lık Fresnel spotlar kullanmak gerekir.


Ekrandaki görüntüyü incelediğimiz zaman; yüzün kamera aksına göre alt kısımlarının yumuşak ışıkla, üst kısımlarının ise aradaki iki Fresnel spottan gelen sert ışıkla aydınlandığını görürüz. Bunun sonucu olarak, her iki Suje'nin de profillerinin parlak bir çizgi halinde aydınlandığını görürüz. Bu durumda Suje'nin karşısındaki arka spot (diğer Suje'ye göre geri ışığı) anahtar ışık, kendi arkasındaki spot ise geri ışığı olarak kullanılmaktadır.
NOT: Yukarıdaki örnekte geri ışıklarına ( 1-2 ) yakınındaki Suje tarafına yarım Difizyon filitre konmuştur. Bunun nedeni; arka ışık hem geri hem de ana ışık olarak kullanıldığından, spota yakın olan Suje'nin üzerine düşen ışık şiddetini azaltmak ve aynı zamanda da spotun karşısındaki Suje'nin üzerine düşen ışık şiddetini sabit tutmaktır. Bu uygulama tek ışıkla iki kişinin aydınlatılması durumlarında oldukça iyi neticeler verir.
Bu düzeni kurduktan sonra yeni bir deneme daha yapılabilir. Kamerayı sahnenin merkez çizgisinden yana doğru uzaklaştırıp, kameranın her iki yanındaki dolgu ışıklarını ortada birbirine mümkün olduğu kadar yaklaştıralım. Şimdi kamerayı merkez çizginin sol tarafına çekmek suretiyle sağdaki Suje'nin çapraz görüntüsünü alabiliriz. Bu şekilde elde edeceğimiz yakın yüz çekiminde, Suje'nin karşısına düşen 3 / 4 lük arka spotun anahtar ışık, Suje'nin yanındaki 3 / 4 lük spotun ise arka ışık vazifesi gördüğü açıkça belli olmaktadır. Bu düzen simetrik olduğu için, ortadaki yumuşak ışıkların sağına yerleştirilen ikinci kamera ile sol taraftaki diğer Suje'nin görüntüsünü elde etmek mümkündür. Burada kullanılan ikinci kameranın görüntüsü de ışıklar simetrik olduğundan tıpatıp birinci kameranın görüntüsüyle ışık değerleri açısından aynı olacaktır. Böylece; kameranın bakış açısına göre, iki arka ışığı aynı zamanda hem arka hem de anahtar ışık görevini yerine getirdiğini gözlemleriz. Ortaya yerleştirilen iki adet yumuşak dolgu ışığı; her iki kamera için gerekli ışık Lüks'ünü temin etmektedir. Bu durumda ortadaki iki dolgu ışığının ortasına bir adet daha ve üçüncü kamerayı yerleştirmek suretiyle oldukça başarılı iki kişilik sohbeti içeren üç kameralı Prodüksiyon gerçekleştirmiş oluruz. Bu durumda ; ters açıda yerleştirilmiş gibi görülen ortadaki kameraya baktıklarında dahi ışık düzeninde herhangi bir bozukluk gözlemlenmez.
Eğer sahnede bir hareket olacak ve kameraların yer değiştirmesi gerekecekse, ayaklı veya herhangi bir ışık sehpasına monte edilerek kullanılan spotlar çalışmaları engeller. Bu sebeple ; bir çok hallerde ayaklı spotların yerine, tavana asılı borular üzerine monte edilen ( stüdyo çekimleri için ) spotlar tercih edilmelidir. Tavandaki asma Aparey'lerine monte edilen spotlar; Mikrofon monte edilen Boom'ların ve kameraların hareketlerine mani olmaz. Bu sebeple Tv. ışıklandırmasında önde gelen prensip; sahnenin ön tarafını tavana monte edilmiş bir sıra ışıkla aydınlatmak ve bu suretle programın gerektirdiği hareketliliği engellememektir. Önden verilen dolgu ışıkları ; mikrofonun ve Boom'un gölgesini Suje'lerin üzerine veya yere düşmesini önlemek için çok yumuşak olmalıdır. Bu yüzden yumuşak ışıkların kontrol edilebilmeleri de şarttır. Kontrol edilemeyen yumuşak ışıklar; sadece sahnenin ön tarafını aydınlatması gerekirken arka fonu da aydınlatacaktır. Bu da ; verilmek istenen derinlik efektini yok ederek, genel görüntünün bozulmasına neden olacaktır. Yumuşak ışıklar tavana asılarak kullanıldığında ; yerden ve ışık sehpasına konularak kullanılan spotlardan daha yüksek seviyede oldukları için, zeminin açık renkli olması gerekir. Bunun nedeni de; yerden yansıyan ışıkların çene ve göz çukurlarında oluşan gölgeleri, tıpkı bir Reflektör gibi aydınlatarak çok koyu görülmelerine mani olacaktır.
Şimdiye kadar anlatılanlara grafiksel birkaç önek aşağıda sunulmuştur.

 

NOT : Yukarıdaki şekilde (1-2) yan dolgu ışıkları; ana dolgu ışığı (4) gibi, altında kamera olduğu düşünülüp kameranın üzerinden kameranın üzerinden verildiği farz edilecek. Ana dolgu ışığı daima kameranın üzerinden verilmelidir. (3 ana ışık, 5 Geri ışığı, 6 Tül filtre)
· Anahtar ışık............1300 Lüks.
· Ana dolgu ışığı.........600 Lüks.
· Geri ışığı..................500 Lüks.
· Sağ dolgu ışığı.........300 Lüks.
· Sol dolgu ışığı..........300 Lüks. Olacak şekilde düzenlenmiştir.


·
· İkili sohbet aydınlatmasına örnek;

· Ana Işık..............5 KW...........1400 Lüks.
· Ana Dolgu (1)....600 W............600 Lüks.
· Yan Dolgu Işık ( 2-3 )..............300 Lüks.
· Geri Işık...................................800 Lüks.

NOT : Işık yaparken Lüks değerleri o kadar önemli değildir. En önemli ve hiçbir zaman unutulmaması gereken unsur ; her ışığın diğerleriyle orantılı olması gerekir.


·
·
· 3 Kameraya göre Abajur önünde ikili sohbet ışıklandırması:

· Ana Işık (1).............. ~ 2 Kw........................ 2000 Lüks
· Ana Dolgu Işık........ ~ ½ Lamba 1250 W.... 600 Lüks.
· Geri Işık................... ~ 2x 500W.................... 500 Lüks.
NOT : Yapılacak olan çekim gece olursa; Ana Dolgu Işığı Ana Işığın 1/3 ü, gündüz olursa ½ si olmalıdır. Üçüncü kamera konduğunda Yan Dolgu Işığı (3) ; Ana Dolgu Işığının ½ si, Ana Işığın ise 1/3 ü olmalıdır.

 

 
 

· Üç kamera ile Abajur önünde sohbet çekimi ( Abajur ; iki Suje arasında )

· Ana Işık (1-2) .......2 adet 2000 W...........500 er Lüks.
· Ana Dolgu Işık (3)...................................300 Lüks.
· Yan Dolgu Işık (4-5)................................150 şer Lüks.
NOT : Bu ışık düzeninde ise ; Geri Işığa ihtiyaç yok. Çünkü Abajurdan gelen ışık hissini veren ve geriden gelen (1-2) nolu ışıklar bunu sağlamaktadırlar.

 


Üç kameralı Şov Programlarına basit bir örnek:

 · Ana Işık.....................1000 Lüks.
· Takip Spotu...............4000 Lüks.
· Ana Dolgu Işığı..........1000 Lüks.
· Yan dolgular...........~ 1000 Lüks.
· Geri Işığı................. 1250 Lüks.
·
Prensipte Ana Işık Takip Spotunun altında olmalıdır. Takip Spotu kullanılmadığı zaman onun yerine 5 Kw. gücünde ana ışık verilir. Takip spotu daima ana ışığın yanından verilir. Dolgu ışıklarının eşitliği şov programlarında önemli değildir. Yukarıdaki uygulamada dolgu ışıklarının hiç birine Spenglass (filtre) kullanılmadı. Estetik açıdan dekorla perde arasına fon aydınlatması konulabilir.

 


· Oyun yada yemek masasının aydınlatılmasına ÖRNEK 1 :

· Oyun masası veya Yemek Masası aydınlatmasında Fresnel Spotlarla yapılan iki uygulama: 

Örnek 1 :





Örnek 2 :

Yukarıdaki iki uygulamada da 6 adet 1 Kw.lık Fresnel Spotla 1 numaralı düzeni oluşturmuş olduk. Kişilerin yüzlerinde 1500 Lüks ışık düşmektedir. Yukarıdaki Örnek 1 ve Örnek 2 deki uygulamalarda önemle dikkat edilmesi gereken husus: 1 Kw.lık Spotları, tavanda asılı duran tavan lambasının doğrultusunda ve karşıdan gelen spotun ışığı spotun karşısındaki şahsın yüzüne düşecek şekilde ayarlanmasıdır.


ÖRNEK : 5 Konuklu ve 3 Kameralı AÇIK OTURUM

 


Yukarıdaki uygulamada; 5Kw.lık ana ışığa göre yüzlerin sağ tarafları aydınlanacak şekilde ayarlanmıştır. 2Kw.ın önüne Gobo (Işık Kesici) takmak suretiyle, 5Kw.ın aydınlattığı kişilere ışık düşürülmemelidir. Aksi taktirde kişilerin bazılarında çift gölge olacağından, buda kurallara aykırıdır.
· TELEVİZYONDA SES

Işıklandırma konusuna devam etmeden önce, mikrofon düzeninden dolayı Tv. Stüdyosunda ortaya çıkabilecek sorunlara değinmek gerekir. Tv.de ses çok önemli ve geniş bir konudur. Bu notlar içerisinde bütün ayrıntılarıyla değinmek mümkün değildir. Ses-Işık düzeninin, ışık düzeniyle yakın bir ilişkisi vardır. Kullanılan mikrofon veya tavandan sarkıtılan mikrofon tesisatı, görüntüyü etkileyen gölgeler düşürebilir. Bu sebeple ; bir Tv. programının gerektirdiği Ses - Işık düzenini aynı zamanda ve ortaklaşa planlanarak düzenlenmesi gerekir.
Tv.de ses düzeni ile ilgili olarak, iki ana sorun vardır.
1. Tv. stüdyosunda görüntü ile ilgili olarak kullanılan teknik teçhizatın ve bunları kullanan teknik elemanların kalabalık oluşudur. (Örneğin : Dekor, Işık setleri, Kameralar, Kameramanlar ve diğer teknik elemanlar). Bu kalabalıktan dolayı stüdyo akustiği bozulur. Özel olarak ses almak için hazırlanmış bir stüdyo, Tv. için hazırlanmış stüdyo ile kıyaslanamaz. Özel ses alma stüdyosunda kamera ve diğer aletlerin hareketinden doğan mekanik gürültü yoktur. Zaten seslendirme stüdyolarında spiker, sanatçı veya bir teknik elemandan başka kimsenin de bulunmasına gerek yoktur.
2. Tv.de sesin görüntüye uyması zorunludur. Görüntünün Suje'ye yakın yada uzaklığına göre ; seste de bir yakınlaşma ve uzaklaşma olması, sesle resim arasında seyircide yaratılan Subjektif etki bakımından bir denge sağlanması gereklidir. Ayrıca : anons yapan bir spiker yada konuşmacının çekimlerinde mikrofonun görünmesi gözü rahatsız etmemesine rağmen , bir çok programlarda da (Oyun havası, Dramalar ...vs.) mikrofonun görüntüye girmesi programın atmosferine aykırı düşebilir. Hatta bir konuşmacının masasından kalkıp harita veya kara tahtaya doğru hareket etmesi gibi hallerde mikrofonun gizli olması tercih edilir. Böyle hareketli ortamlarda ; bir yaka mikrofonu veya telsiz mikrofon yada her ikisinin de olmadığı hallerde tavana hareket alanına uygun biçimde yerleştirilmiş mikrofonlar kullanılması daha uygun olur. Dolayısıyla konuşmacının elindeki mikrofonla konuşması görüntü ve estetik açıdan hoş görünmez. Bu sebeple ses alırken aşağıdaki alternatiflerden birini seçmek gerekecektir.

I - Konuşmacıya Yaka Mikrofonu takılması :
Yaka mikrofonun avantajı ; konuşmacının her pozisyonda mikrofonun duyarlılık sahasının içinde kalması ve konuşmacıya hareket serbestliği sağlamasıdır. Dezavantajı ise; mikrofonun takıldığı yerin kaliteli bir ses almak için uygun olmayışıdır. Bu sorun da yeni teknoloji ile üretilen son sistem mikrofonlarda büyük ölçüde giderilmiştir.
Ayrıca konuşmacının hareketleri ; mikrofonun kablosunun karışıp , rahat hareket etmesine engel olabilir. Bu tip sorunlardan kurtulmak içinde, elde mevcut olduğu kadarıyla telsiz mikrofonlar tercih nedeni oluyor. Bundan başka ; ses perspektifi program boyunca aynı kalarak stabilize ses düzeni kurulmuş olacaktır.

II - Sabit mikrofonlar :
Sabit bir mikrofonla en iyi sonucu alabilmek için ; konuşmacının mikrofona belirli bir mesafede durması ve mikrofona doğru konuşması gerekecektir. Başın, sağa veya sola dönerek konuşulması ses volümüde değişikliğe sebep olabilir. Sabit mikrofonlar, hareket ederek konuşması gereken konuşmacı için kullanıldığında daha bariz olarak belli olur. Eğer konuşmacı hava durumunu sunmak amacıyla haritada bazı olayları anlatmak için yanındaki panoya doğru da dönmesi gerekiyorsa ; o taktirde döndüğü yöne ikinci mikrofonun harita üzerinden asılarak kullanılması gerekir.

III - Boom :
Bu metot Film Stüdyoları ve Drama programları için geliştirilmiştir. Tv. programlarında da ; bilhassa oyun-eğlence gibi büyük prodüksiyonlarında kullanılabilir. Boom kullanıldığı zaman ; birkaç mikrofonun yapacağı işi tek mikrofonla görmek mümkündür. Ayrıca hareket halindeki Obje'leri algılamak bakımından esnek ve kolay bir yöntemdir. Dolayısıyla da : görüntü ile ses Persfektifinin ayarlanmasını da mümkün kılar. Ses almada ; ışık bakımından sorun çıkarmayan yegane metot ; konuşmacıya takılan yaka mikrofonunun kullanılmasıdır. Sabit mikrofon kullanıldığında, mikrofon sehpasının (büyük olmak kaydıyla) veya tavan askısının gölgesi anahtar ışık tarafından konuşmacının üzerine düşebilir. Bu sebeple prensip olarak ; mikrofonu hiçbir zaman Kamera-Suje aksının Anahtar Işık tarafına yerleştirilmemelidir. Konuşmacı herhangi bir duvar veya karatahta gibi düz bir satha yakın duruyorsa sabit mikrofon kullanılması daha büyük sorunlar yaratır. Konuşmacının kameraya doğru baktığı hallerde , Anahtar ışığı mikrofon gölgesinin yanındaki veya arkasındaki duvara düşürmeyecek tarzda yerleştirmek çok zordur. Bunun tersine; konuşmacı arka plandaki karatahtaya dönük vaziyette bir şeyler yazacak veya gösterecek ise mikrofonu arka panoya iyice yaklaştırmak gerekir. Bu taktirde anahtar ışığın yarattığı mikrofon sehpasının gölgesi minimum boyutlara indirgenmiş olur. Bu pozisyonda da konuşmacıya verilen arka ışık mikrofon gölgesini kişinin yüzüne düşürecektir. Bunu da engellemenin birkaç yöntemi vardır.
1. Geri ışık için Fresnel Spot kullanılmış ise önüne Difizyon (yumuşatıcı) filitre koymak,
2. Geri ışık olarak verilen Fresnel Spotun yerine yumuşak ışık (kanal) kullanmak,
3. Geri ışığının , mikrofon gölgesini düşürmeyecek kadar kaydırarak açısını değiştirmektir.
Boom kullanıldığı zaman ; sahnenin herhangi bir yönünden ve bilhassa Boom'un verildiği açı üzerinden Anahtar Işık verilmemelidir. Bu durumda en iyi yol ; cephe ışığını yumuşak verip anahtar ışık veya diğer spot ışıklarını yanlardan yada arkadan vererek Boom'un gölgesini ön tarafa yere düşmesini sağlamaktır.

· IŞIK DÜZENİNİ KURMAK

Işık düzenin kurarken, dikkat edilmesi gereken kurallar olduğu gibi ışıkçının artistik inisiyatifi ve programın dekor ve aksesuar gibi materyalleri en önemli unsurlardır. Tv. ışık düzeninin planlanmasında başarılı olmak için aşağıdaki genel kaideleri uygulamak gereklidir.
Sahnedeki her şahıs nereye giderse gitsin aynı anda bir anahtar , iki arka ve bir dolgu ışığı ile aydınlanmalıdır. Bu kaideye Dört Noktalı Aydınlatma denir. Bazı durumlarda iki arka ışıktan herhangi biri kullanılmayabilir. Fakat bu çok iyi planlanmış artistik görüş sonucu olmalıdır.

· RÖPORTAJLAR

Röportaj yada oyun çekimlerinde , genellikle iki yada daha fazla şahıs bulunur. Bu şahıslar daha çok çekimin gereği olarak profil resim verirler. Bu durumda anahtar ışıklar şahısların arkasına yerleştirilirler. Mesela ; bir oyunda devamlı hareket ve guruplaşmalar olduğundan , ışıkların çoğu sahnenin arka veya yanlarında olacaktır. Yerleşim bu şekilde olduğunda yumuşak ışıklarda sahnenin ön tarafından ve kameranın bakış açısından verilmelidir. Bu tip sahneler için sahnenin yan taraflarından ilave anahtar ışıklar kullanılabilir ve bunlarda kamera görüş açısına dik olacak şekilde yerleştirilir.

· HAREKET BÖLGELERİ

Dört noktalı ışık düzeninin aydınlatma sahası , ışığın şiddeti değiştirilerek kontrol altında tutulabilir. Çok geniş bir sahayı bu şekilde aydınlatmak mümkün olsa da ekonomik bakımdan uygun değildir. Bu sebeple Objelerin hareket şekline göre ; sahneyi bölümlere ayırmak ve her bölüm için ayrı ayrı Dört Noktalı Sistemle aydınlatmak , kaliteli ışık elde etmek açısından çok daha uygun olur. Bu şekildeki ışıklandırmanın merkezi aksiyon ve dolayısıyla yakın çekimlerin daha yoğun olduğu alanlar olmalıdır. İki alan arasındaki karanlıkta kalan alanlar olabilir. Bunu telafi etmek için ; Oyuncunun bu noktalardan geçişini çabuk tamamlaması , oyuncunun o noktada iken resmini almamak yada en etkili yöntem olarak bu noktalara küçük yumuşak ışıklarla (genel ışık düzenini bozmadan) takviye etmek gerekir. Bu tip aksaklıklara meydan vermemek için , hareketlerin yoğunluğu ve geçişlerin olduğu noktaları, provalar anında iyi gözlemleyip tespit ederek ışık düzenini ona göre planlamak en iyi ve geçerli yöntemdir.
· ARKA FONUN AYDINLATILMASI

Arka fonun aydınlatılması, resmin genel görüntüsünün kalitesinde çok önemli rol oynar. Bu yüzden arka plan , aksiyon sahalarından ayrı olarak düşünülüp ona göre ayrı olarak ışıklandırılmalıdır. Fakat dolgu ışığı kullanıldığında arka fonu etkilemesi engellemeli ve fonun üst kısımlarını mümkün olduğu kadar karanlık bırakmaya çalışılmalıdır. Suje'lerin yüzleri ; fondan daha aydınlık , elbiseleri fondan daha koyu görünecek şekilde olmalıdır. Buda kullanılan dolgu ışığının bakış açısını yere doğru eğmekle mümkün olabilir. Arka fonun yukarısında kalan karanlık bölge , programın yapısına göre ayrıca aydınlatılabilir. Portre ışıklandırmasındaki prensipler , fon ışıklandırması içinde geçerlidir. Bir Fresnel spotu kamera açısından fona yönelttiğimiz taktirde : fondaki pürüz, sütun, mimari çizgiler veya aksesuarlar kaybolur. Spotu fonun ufki açısına (üst veya alt limit çizgisine) doğru yaklaştırdığımızda gölgeler gittikçe artarak uzar. Böylece arka fondaki detayların daha belirgin vaziyette ortaya çıkması sağlanmış olur. Eğer fon natürel ise fon ışığı anahtar ışık ile aynı açıdan verilebilir. Arka fonu aksiyon sahasından ayrı düşünerek aydınlatmak, her zaman daha iyi sonuçlar verir. Kameranın yaptığı resimler her zaman iki boyutlu olduğundan , bu şekilde yapılan ışıklandırma resme bir derinlik efekti verir. Buda resimlerin tek düze iki boyutluluktan çıkıp üç boyutlu gibi görünmesine neden olur.

· TABİAT VE SANAT

Gerçek hayatta bir oda : tabii olarak ya pencereden gelen ışıkla yada tavanda yanan bir ışıkla aydınlanır. Bu ışıklar tatminkar değildir. Pencereden gelen ışık sert bir huzme halindedir ve fazla kontrastlık yaratır. Tepede asılı olan lamba ise ; çok dikey geldiğinden gözlerde aşırı gölgelenme yapar. Ekranda realist ışıklandırma gibi görülen ışıklandırma, gerçek hayattakinden oldukça farklıdır. Böyle durumlarda en iyi yol Obje'leri portre olarak ve fonu da ayrı bir ışıkla aydınlatmaktır. Bu konuda yapılacak birkaç denemeden sonra arka ve ön plandaki anahtar ışıkların, açı bakımından birbirlerine oranla çok farklı olduğu görülür. Aynı şekilde arka fonu aydınlatmak için de uygun şekilde yerleştirilmiş yumuşak ışık kullanılabilir. Fakat bu portre ışıklandırmasından ayrı olarak kontrol edilmelidir. Bu ışık kontrolünde ışık kesici kepenkler kullanmak faydalıdır. Bu kepenkler ,spotun ön cephesinde ve dört kenarından süzülen ışıkları kontrol altına almak amacıyla dört kanatlı olarak imal edilmişlerdir.
· STÜDYO IŞIKLANDIRMA ARAÇLARI

Tv. ışıklandırma araçları ; genellikle film çekimlerinde kullanılan ışık araçlarının değişikliğe uğramış halidir. Bu ışık araçları , değişik kalitede ve yoğunlukta ışık verirler.


· Yumuşak ışık : Aydınlatma açısı geniş kaynaklardan gelen ve genellikle yansıtılarak dağıtılmış olan ışıktır. Gölge yapmadığı için dolgu ışığı olarak kullanılır. Bu ışık kaynaklarında lambadan çıkan ışınlar, lambanın karşısına monte edilen reflektörden yansıyarak gelir. Aşağıdaki örnekte de olduğu gibi, spotun önüne konulan kepenklerle istenmeyen bilhassa Obje'lere verilen dolgu ışığının arka fona kaçmaması istenilen durumlarda rahatlıkla kullanılabilir. Böylece yumuşak ışığı da belirli ölçülerde yönlendirmiş oluruz.





 


Yumuşak Işık kaynaklarında kullanılan Lamba , Kepenk ve Filtre örnekleri...


 
 

· Sert ışık : Belirgin keskin gölgeler meydana getirir ve belirli tarafa yöneltilmiş ışıktır. Bu iki ışık kalitesi arasındaki fark kesin değildir. Fakat yumuşak ışık ; genellikle ışığı dağıtan reflektörlerden veya geçirgenliği az olan buzlu camlardan, sert ışık ise fokus edilmiş spotlardan elde edilir. Sert ışıkların yapısı ise; ayna, lamba, mercek ve fokuslama işlemini yapacak olan mekanizmadan meydana gelmiştir. Sert spotlarda ; lambadan çıkan ışınların içbükey aynadan yansıtılıp, en önde bulunan mercek yardımıyla odaklanması ve istenilen yere tevcih edilmesi (yönlendirilmesi) prensibine göre çalışırlar. Spotun önünde bulunan kepenkleri kapamak suretiyle, aydınlanmasını istemediğimiz yere ışığın düşmesini engelleyerek, ışığı istediğimiz yere yönlendirmiş oluruz.

Aşağıdaki tabloda kullanılan lambaların güç, voltaj ve akım değerleri belirtilmiştir.


Aşağıda taslakta; Fresnel Spotlardaki ayna , lamba ve merceğin FOKUS ilişkisi şematik olarak anlatılmaktadır.




Fresnel spotlarda kullanılan Lamba , Kepenk ve Filtre örnekleri ...





 


Aktüel malzemelerin Stüdyo tipi Fresnel lambalara oranla bazı farkları vardır. Aktüel malzemeler ; dış çekimlerde hafif ve pratik olduklarından daha çok tercih edilirler. Stüdyo tipi Fresnel Spotlardaki gibi önlerinde cam (mercek) olmadığı için verdikleri ışık daha soft'tur. Lambaları ise yukarıda görüldüğü gibi daha farklıdır. Önlerine takılan Filtre ve Kepenkler aynı gibi görülse de boyutları biraz daha ufaktır.
· INCANDESCENT YUMUŞAK IŞIK KAYNAKLARI

Bu tip lambalara ; normalden biraz fazla voltaj verildiği zaman , ışığın çok fazlalaştığı ve renk ısısının gözle görülür bir şekilde düzeldiği görülür. Fakat bu şekilde kullanılan lambaların 1000 Saat olan çalışma süreleri (uygulanan voltaja oranla) 50 - 60 saate kadar düşer. Yer darlığı sebebiyle ve normal araçlarla ışıklandırma yapılamayan küçük mekânlarda kullanılır.

· CİVA KADMİYUMLU LAMBALAR

Bu lambalar daha çok Endüstriyel ve yol aydınlatmalarında kullanılan lambaların geliştirilmesiyle yapılmıştır. Ampul içine konulan Civa-Kadmiyum buharının istenmeyen mavimsi rengini giderir. Nokta ışık verirler ve fazla kullanım alanları yoktur. Gerekli renk ısısına ulaşabilmesi için geç ısınması , hareket zorluğu olması , yanan lambayı söndürmek gerektiğinde tekrar yakmak için soğumasını beklemek zorunluluğunun olması gibi mahsurları vardır. Tek avantajları ark lambalarının iyi özelliklerine sahip olması ve keskin hatlı sert ışık vermesidir.

· KARBON ARK LAMBALARI

Bu spotlar aynı şimdiki lamba yerine kömür çubukları kullanılan eski tip sinema makinelerinde bulunan ve ark prensibiyle çalışan sisteme benzemektedir. Verdiği ışığın çok sert ve parlak olması sebebiyle daha ziyade film çekim platoları ve açık alanlarda kullanılır. Karbon çubuklarının yanma süresinin sınırlı oluşu, fazla ağır ve büyük oluşu dezavantajlarındandır. Avantajları ise ; son derece teksif edilmiş nokta halinde ışık verip daha dinamik ve keskin gölgeler vermesidir. Yüksek ışık şiddetinin büyük bir alana verilmesi gerektiği zaman en yararlı ve kullanılabilecek en iyi ışık teçhizatlarındandır. Bilhassa tek ışık kaynağından bir alanın aydınlatılmasında çok kullanışlıdır. Renk ısıları çok yüksek olduğundan hemen hemen Güneş ışığına eşdeğerdir. Bu spotlar Akkor Flamanlı spotların verdiği 3200 Kelvin'in yerine 5600 Kelvin değerinde ışık üretirler. Öyle bir mekan düşünelim ki boyutları çok büyük (yaklaşık futbol sahası kadar) olan bir alanda Film çekimi veya Drama çekilsin. Senaryonun gereği olarak ; Güneş ışığının (zayıf olduğu zamanlarda takviye edilmesi gerektiğinde) veya gece sahnelerinde Ay ışığı efektinin olması istendiğinde nesnelerin doğal olarak tek gölgesi olacağından bu ışık kaynaklarından bir adet kullanılması yeterli olacaktır. Aksi taktirde birden fazla kullanılması gereken ışık kaynaklarının , birden fazla birden fazla gölge yaratacağı kaçınılmaz olacağından bu tip lambaların düşünüldüğünde ne kadar gerekli olduğunu anlarız.

· HMI GÜN IŞIĞI SPOTLAR

Bu spotlara piyasada Ark Spot da denilmektedir. Bunun nedeni aynı Karbon Ark lambalı spotlar gibi çok sert ve yoğun ışık verdikleri gibi çalışma sistemlerinin de hemen hemen aynı olmasından kaynaklanmaktadır. HMI spotlar karbon arklı spotlara oranla daha modernize edilmiştir. Bu lambalar güçlerine oranla çok yoğun ışık verdiklerinden stüdyolarda kullanılmaz. Ancak film çekimi veya drama programları gibi geniş mekanların kullanıldığı alanlarda oldukça iyi neticeler verir. Verdikleri ışık gücü ve Kelvin değeri açısından istikrarlı değerler verir. Kelvin değeri 5600 Kelvindir. Bu spotlar iki elektrot arasındaki gazın iyonize olmasıyla ışık üretirler. Ancak bu da yüksek voltajı gerektirdiğinden diğer spotların lambaları gibi tek başına çalışmazlar. Yüksek voltajı temin eden elektronik balastlar yardımıyla çalıştırılabilirler. Bu spotlar 200 W. - 575 W. - 1.200 W. - 2.500 W. - 4.000 W. - 6.000 W. - 12.000 W. ve 20.000 W. lık güçlerde üretilmiştir.






 

 

 

FLUORESANT YUMUŞAK IŞIK KAYNAKLARI



Derinliği az kepçe veya dikdörtgen biçimdeki kabinin içerisine yerleştirilmiş Fluoresant sistemine göre çalışan lambalardan oluşan spotlardır. Soğuk ışık tabir edilen ve geniş bir sahayı aydınlatabilecek ışık verirler. Ancak sıcak ışık olarak ta tabir edilen Akkor Flamanlı lambalara oranla daha soft ışık verirler. Özellikle anons stüdyosu ve fazla büyük olmayan haber stüdyolarında ; gölgesiz soft bir ışık vermesi , haber ve canlı yayınların elektriklerin kesilmesi riskinde, yayının aksamaması için genel sisteme monte edilen Kesintisiz Güç Kaynaklarına (U.P.S) bu spotların harcadıkları gücün düşük olması nedeniyle tercih edilmektedirler. Ancak verdikleri ışık kalitesindeki ışık ve renk doygunluğu hiçbir zaman Akkor Flamanlı ışık kalitesiyle aynı olamaz. Bu nedenle Fluoresant lambalarla yapılan ışıkta ; spikerin saçlarını tel tel gösteren netliği , resmin genelindeki resim seviyesi (1 Volt ) ve yeterli renk doygunluğunu aramak anlamsız olur.




 

· İÇİNDEN REFLEKTÖRLÜ SPOTLAR


İç kısmında ayna görevini yapmak üzere gümüşle kaplanmış ve ön yüzeyinde ise değişik açılarla yerleştirilmiş reflektörler kanatları bulunmaktadır. Lambanın verdiği ışıkların büyük bir kısmı bu reflektörden yansımaktadır. Doğal olarak da ışığı dağınık ve yumuşaktır. Ön kısmında ise ; fazla ışık vermesi için düz veya daha soft ışık vermesi istendiğinde de buzlu cam takılabilecek kanallar mevcuttur.

· LAMBALARIN TAKILDIĞI YERLER

1. Kamera göz ışığı
2. Kameranın altına takılan ışık
3. Kaplumbağa
4. Teleskopik yer ayağı
5. Küçük Boom
6. Spot ( Ray ) ışık kulesi
7. Fondaki pano üzerine takılan özel bir Aparey'e monte edilmiş lambalar
8. Hidrolik olarak yükselebilen ayak
9. Işık Balkonu
10. Balkona bağlanabilen ayak
11. Teleskopik Pantograf ( Ray üzerinde kaydırılmak suretiyle istenilen yere getirilebilir.)
12. Pantograf
13. Beşik ( Ağır lambaları ve Arkları taşımaya yarar. )
14. Askılı Borular ( Bunlar düz veya elektrik motorları ile hareket ettirilen cinsten olabilirler. )
15. Tavan Balkonları ( Tavana döşenmiş sabit borular veya askılı borular. )
Lambaların stüdyolardaki takıldığı yerler , Prodüksiyonun esnekliğini ve çabuk hareketliliğini etkileyen önemli faktörlerdir. Spotların Stüdyo çekimlerinde yerden ayakla verilmesi " çok özel durumların dışında " sakıncalıdır. Bu yüzden stüdyolardaki askı düzenekleri pratiklik sağlaması açısından önemlidir. Bu düzenekler genellikle ;
I - Hareketsiz Pantograflar : Bunlar ; mekanik olarak , elle ve yalnızca aşağı yada yukarı olarak hareket ettirilebilirler.
II - Teleskoplar : Bu düzenek ise teleskopik ve iç içe geçmiş borulardan ibarettir. Bu borular da elektrik motoru vasıtasıyla aşağı , yukarı , üzerinde asılı bulunduğu ray üzerinde elle veya yine bir motor vasıtasıyla sağa yada sola doğru hareket ettirilebilirler. Burada her teleskopa ancak bir adet spot bağlanabilir.
III - Hoyst : Bu sistemde ise her Hoyst düzeneğine 3-4 adet spot takılabilir. Hareketi ise yalnızca aşağı veya yukarı doğrudur. Ancak bu sistemde Teleskoplardaki gibi spotlara tek tek değil, üzerinde asılı bulunan teçhizatın tamamına aynı anda kumanda edilebilir.

· IŞIĞIN KISITLANMASI

Kepenkler : Döndürülebilen bir yüzeye takılmış ve her biri ayrı ayrı ayarlanabilen kanatları vardır.

Borular : Genellikle Fresnel Spotların önlerine takılır. Şekilleri silindirik veya koniktir. Bu borular spotların ışığını lokal ve dar bir huzme halinde teksif ederler.
Desen efektleri : Kar , yağmur , daire , kare , üçgen ...vs. desen şablonları spot önündeki özel kasaları içine yerleştirilir . Sert ışık huzmelerine desenler verirler.

FLUORESANT LAMBALAR
Yumuşak ışık kaynağıdır. Aynı Watt'taki Tungsten lambanın üç misli ışık verir. Uzun ömürlüdür ve az enerji çekerler. Dayanıksız oluşu , tahdit edilme imkanının bulunmayışı , gücünün düşük olması ve fazla yer kaplaması gibi mahsurları vardır.

AYAKLAR
Ayakların büyüklüğü üzerinde taşıyacağı spotun ağırlığına göre değişik boy ve ebatlardadır. 4-6 metreye kadar yükselebilen özel boyutlarda olanları da mevcuttur. Büyük boy ve fazla ağırlık taşıyan ayaklar tekerleklidir. Genellikle teleskopik yapıdadırlar. Tv. çekimlerinde yer darlığı sebebiyle fazla kullanılmaz. Fakat iyi organize edilirse yerden yapılan ışıklandırma daima daha kaliteli olur.


IŞIK AKSESUARLARI VE IŞIK KONTROLÜ

Bir ışık kaynağını kullanırken üç ana uskuru göz önünde bulundurmak gerekir.
1. Işık kaynağının verdiği ışığın kalitesi
2. Işık kaynağının verdiği ışık şiddeti ( Parlaklığı )
3. Işık kaynağının verdiği ışığın kapsadığı saha
Bu faktörleri de göz önüne alarak ışıklandırma yapabilmek için çeşitli lamba ve ışık aksesuarları geliştirilmiştir. Bu gelişmeler; halen devam etmekle beraber, kullanımdaki randımanlı araçlar standart hale dönüşmüştür.

· IŞIK KISITLAMA METODLARI

· Diffusers'ler :
Tesirli olmakla beraber , yumuşak ışığı azalttığı halde sert ışığın parlaklığını bozmaktadır. Işık kaynağının önüne konarak parlaklığı yani ışık şiddetini kontrol altına alınır. Bu usul reosta sisteminden daha pratik ve ekonomiktir. Lokal ışıklandırma pik beyaz ile siyahlık arasındaki kontrastlık farkını ayarlamada çok işe yarar. Bu usulle lambaya yakın olan Obje ile lambaya uzak olan Obje arasındaki ışıktaki doğabilecek dengesizlik giderilmiş olur.

· Niger Gobos :
Büyük plakalar lambanın önüne konur ve istenmeyen ışığı, istenmeyen yerlere düşmesini engellemek için kullanılır.
· Flags (Küçük Gobos) : Niger Gobos'un kullanıldığı yerlerde kullanılır.
· Target Blades Dots : Dikdörtgen veya yuvarlak küçük plakalardır. Flags'ın kullanıldığı yerlerde kullanılır.

· Işık Dağılımı : Işık dağılımı lambanın önüne konan yarı geçirimli plakalarla sağlanır. Bu plakalar ise şunlardır :
1. Cam Elyaflı Filtreler
2. Tel Filtreler
3. Jelatinli Filtreler
4. Buzlu veya Opal Cam Filtreler
5. Sello Cam ( Mika ) Filtreler
6. Yağlanmış İpek Filtreler





· Reflektörler :

Reflektörler dik veya sert gelen ışığı ( Güneş ışığı gibi) yansıtıp dağıtarak derin ve koyu gölgeleri yumuşatmak veya çok parlayan yerlerdeki aşırı parlaklığı biraz olsun azaltmak amacıyla kullanılır. Daha çok ; film stüdyoları , açık alandaki drama çekimlerinde , açık alana oranla daha karanlık görülen ( binaların yarattığı gölgelerde, ağaçların sık olup Güneş ışığının etkisinin az olduğu ...vs. ) yerlerde Obje'lerin yüzlerindeki ışık şiddetini açık alandaki ışık şiddetiyle dengelemek amacıyla kullanılmak için geliştirilmiş bir araçtır. Alt şekilde görülen reflektörler ; ayak üzerine monte edilen çerçeveye gerilmiş Alüminyum Folyo esaslı malzemeden yapılmıştır. Üzerine düşen ışığı sert, orta sert ve yumuşak olarak yansıtabilme özelliğine sahiptir. Altın yaldız ve Gümüş yaldız gibi cinsleri de mevcuttur. Kullanımları ise son derece basit ve pratiktir.

· IŞIK ŞİDDETİNİN KONTROL METOTLARI

Göze hoş gelebilecek bir ışık dengesi kurabilmek için ; her Suje'yi aydınlatan ışıkların, ışık şiddetlerinin sistemli ve dengeli olarak kontrol edilmesi gerekir. Bu da birkaç şekilde yapılabilir ;
1. Suje'nin lambaya olan uzaklığını değiştirmek, (bu yöntem ; çekim yapılan alanın küçük olduğu ortamlarda uygulanması mümkün değildir.)
2. Kullanılan lambanın cinsini ve şiddetini değiştirmek,
3. Kullanılan spotun önüne dağıtıcı ( Filtre ) koymak,
4. Spotun teksif edilen derecesini değiştirmek.
Bu yöntemlerin hepsinin de ayrı ayrı dezavantajları vardır. Klasik yöntemlerle yapılan aydınlatmada bu metotlar kafi gelebilir, fakat artistik olarak yapılan ışıklandırmada daha dikkatli olmak gerekir. Lambanın en parlak durumundaki pik beyazdan , en siyah noktadaki karanlık noktaya kadar her açı dikkatlice kontrol edilmelidir. Bu işlem hem mekanik hem de elektriksel yollarla yapılabilir.

· Elektriksel kontrol :
Flamanlı lambalarda karartıcı ( Dimmer ) kullanarak gayet esnek ve eşit dağılımlı ışık kontrolü yapmak mümkündür. Bir çok karartıcı filtre tipi mevcuttur. Hepsinin de değişik karakterleri ve özellikleri vardır. ( Dijital , Analog , Manuel , Elektronik , Mekanik....vs.) Küçük stüdyolarda yer değiştirebilen ve 15 --30 Kw. gücündeki karartıcılar yeterli olabilir. Daha büyük stüdyolarda ise sabit ve sisteme doğrudan bağlanmış Dimmer'ler kullanılmak gerekir. Bunlar 200 Watt'tan 5000 Watt'a kadar lambalara tek tek veya gruplar halinde kumanda edebilecek yapıda ve küçük yapıda olanlara oranla daha profesyonel bir yapıya sahiptir.

· ANA IŞIK PRENSİPLERİ

Burada ışığın çeşitli yönlerden incelenmesi gerekir.
1. Işığın yönü ( görüş açısına bağlı olarak ışığın suje'ye çarptığı açı )
2. Işığın kapsadığı açı ( ışık kaynağının aydınlattığı alan )
3. Işığın parlaklığı ( ışığın şiddeti )
4. Işığın kalitesi ( sert veya yumuşak , renkli veya beyaz oluşu )
Işığın veriliş yönü Suje'nin çizgilerini ve detayların belirtmeye yarar. Işığın Suje'ye geldiği açı, Suje üzerinde değişik çizgiler meydana getirir. Göz bunları Suje'nin detayları olarak algılar. Bir Suje'nin görüntüsü ; görülmesi istenen veya istenmeyen kusurlarına göre düşünülmelidir. Doğal olarak ışık bir sanat olarak burada kendisini gösterir.
Işık ve gölge ayrılmaz ikili olduğu gibi bizde görsel olarak ; büyüklük , şekil , mesafe ve derinlik olarak üçüncü boyut duygularını yaratır. Bu duyguların yaratılması, ışıkla birlikte dekor ve makyaja da bağlıdır. Sert ışık keskin gölgeler yaratır. Bu şekilde satıhtaki pürüzler ve kıvrımlar meydana çıkartılır. Sert ışık lokal aydınlatmanın istenildiği yerlerde kullanılırsa sert ve keskin gölgeler meydana getirip istediğimizden fazla kontrastlık verebilir.
Yumuşak ışığı lokal aydınlatmanın kullanıldığı alanlarda uygulamak oldukça güçtür. Fakat yumuşak ışığında, uygulamalarda pratik alanları vardır. Mesela ; birden fazla sert ışık kullanmak zorunda olduğunuz zaman ve doğal olarak her ışığın bir gölgesi olacağından , yerde kullanılan sert ışık sayısı kadar gölge oluşur. İşte bu noktada yumuşak ışığın faydası ; sert ışığın verdiği gölgeleri, yeni gölgeler meydana getirmeden ve resimdeki aşırı kontrastlığı yumuşatarak daha hoş bir görüntü elde etmemize yardımcı olur. Dolayısıyla ; sert olan kontrastlığı yumuşattığından, Suje'nin sert hatlarla meydana çıkmasını önler. Çirkin çizgi ve kıvrımların kaybedilmesinde oldukça işe yarar . Aşırı gölgesiz, temel ve temiz bir ışık temin eder. Yumuşak ışığın artistik yönü de çok ince ton farklılıklarını belirginleştirmesidir. Fakat fazla sayıda kullanıldığı zamanda, silik ve detayları kaybolmuş resim elde edilir. Onun için de daima yumuşak ve sert ışığı uygun sayıda ve uygun oranda kullanmaya dikkat edilmelidir.

· IŞIĞIN YÖNÜ : Bir Suje'nin aydınlatılmasında üç ana ve temel yön vardır.

1. Önden verilen ışık ; Mercek ekseninde olan Suje'yi aydınlatır. Gölgeler Suje'nin tam arkasında olduğundan belli olmaz ve Suje düz bir satıh halinde görülür. Suje 'den küçük her ışık huzmesi Suje'nin sınırların belirler. Bu ışığın avantajı, Sujedeki istenmeyen çizgileri kaybetmesidir.
2. Yandan verilen ışık : Satıhtaki pürüzleri en iyi gösteren ışıktır. Derinliği olmayan ( taş, heykel,fondaki tahta oymalar...vs. gibi ) satıhları belirlemekte en çok kullanılan yöntemdir. Bu özelliğinden dolayı yüz aydınlatması ve özel efektlerin dışında pek kullanılmaz. Düz görülmesi istenen satıhlarda asla uygulanmamalıdır.
3. Arkadan verilen ışık : Bu ışık önden verilen ana ışık kadar önemli ve etkilidir. En önemli özelliği ; Obje'lerin hatlarını belirleyerek arka fondan ayrılmasını sağlar. İki boyutlu olan resme üçüncü boyutu ekleyerek , resmin genelinde derinlik efekti yaratır .

· MEKANİK KONTROL

Solda : Venedik Kepenkler ( Jaluzi ) ışık akışını kontrol edebilen ayarlanabilir bir seri ince kepenkten meydana gelmiştir. Elle veya küçük bir motorla hareket ettirilebilir.


Sağda : Uygun açılarla iç içe geçmiş yarım kepenklerden meydana gelmiş mekanik bir düzenektir. Bir kol veya küçük bir motor yardımıyla , aynı fotoğraf makinelerinin diyaframı gibi açılıp kapatılarak spotun ışığının düştüğü yüzey küçültülüp büyütülebilir. Bu tip mekanik kontrol genellikle takip spotlarında kullanılır.

 

· BAKIŞ AÇISI VE LAMBA POZİSYONLARININ BİRBİRİNE BAĞLILIĞI


 

Bakış açısına göre ; tek lamba ile aydınlatılmış top siyah bir disk , yan aydınlatmayla yarı aydınlık bir küre ve bakış yönünden yapılan aydınlatmayla da parlak bir daire olarak görülür. Görüş açısı sabit tutulup lamba yerleri değiştirilmek suretiyle de aynı netice alınabilir. Dolayısıyla alacağımız görüntü lamba pozisyonuna ve görüş açısına aynı oranda bağlıdır. Bu iki faktörden birisini değiştirmek neticeye tesir eder.

· ÜÇLÜ IŞIKLANDIRMA
Şimdiye kadar anlatılanları genel anlamda özetlemek gerekirse ; ışıklandırma yapılırken üç temel ışık olduğundan bahsettik. Bu üç temel ışığı Anahtar Işık , Dolgu yani Yumuşak Işık ve Arka veya Geri Işık adı altında üç grupta toplayabiliriz.
1. Anahtar ışık ; Suje'yi aydınlatır ve şeklini belli eder.
2. Doldurucu yumuşak ışık ; anahtar ışığın meydana getirdiği gölgeleri yumuşatır ve detayları belirginleştirir .
3. Arka (geri) ışık ise Suje'yi arka fondan ayırarak derinlik efekti verir.

· İNSAN BAŞININ AYDINLATILMASI

Kullanılacak olan ışığın açısını tespit ederken, hangi özellikleri ortaya çıkarmak istediğimizi göz önünde bulundurmak zorundayız. Aksi taktirde , yüzde meydana gelen gölgelerin oluşturduğu şekiller yüzdeki ifadenin olduğundan daha farklı görünmesine sebep olacaktır. Özel bir efekt gerekmediği zaman az veya fazla verilen ışık , Suje'yi olduğundan çok farklı hatta tanınamayacak halde gösterir. Bu görüntü ; özel durumların dışında istenmeyen durumdur. Normal bir ışık düzeni aşağı yukarı bütün yüzlerde aynı etkiyi yapar . Değişiklik , sadece değişik yüz hatlarındandır. Bir insan yüzünü aydınlatırken ; İnsan başının dümdüz değil silindirik yapıda olduğu unutulmamalıdır. Bundan dolayı sadece tek bir ışık vererek yapılan aydınlatmada ; sadece ışığın geldiği taraf aydınlanıp, diğer kısımlar karanlık kalacağından gözümüz veya kamera tek düze, detaysız , derinliği olmayan ve fotoğraftan farksız bir görüntü olarak algılayacaktır . Bütün bu anlatılanların doğrultusunda ; Bir insan başını veya yüzünü aydınlatırken tek olarak verilen ışığın , özel efektler dışında kafi gelmediği ve üçlü ışık kombinasyonunun kurulması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

· IŞIKTAN İSTENENLER

a) Suje'nin hatlarının belirlenmesi,
b) Anahtar ışığın verdiği sert gölgelerin ve kontrastlığın yumuşatılması,
c) Suje'nin arka fondan ayrılması
Buraya kadar insan başının aydınlatılmasını gördük . Diğer Suje'lerde istenen efektler farklıda olsa da kullanılan metotlar hep aynıdır.

· SATIH TONLARI VE BUNLARIN YARATTIĞI EFEKTLER

Bir resme baktığımız zaman gördüğümüz bütünlük ve derinlik hissi iki faktörden oluşur.
a) Kompozisyondaki çizgiler
b) Tondaki seviye farklılıkları
Işıklandırmada yaratılan efektler, bu ton farklılıkları ayarlanarak elde edilir. Bu da bazı prensiplere bağlıdır. Mesela ; açık tondaki bir saha , göze daha büyük , daha uzak ve ferah görünür. Buna mukabil , aynı büyüklük ve aynı uzaklıktaki koyu bir saha ise , daha küçük , yakın ve kasvetli görünecektir. Dolayısıyla ışıklandırma sırasında meydana gelen ton farklılıkları , resmin genelindeki üçüncü boyutun belirmesini sağlayacaktır.

· ARTİSTİK IŞIKLANDIRMA ESASLARI

Bu tip ışıklandırma genellikle üç esasta yapılır.
1 1- Notan 2- Silüet 3- Chiaroscuro
· NOTAN : Satıh detaylarını , Suje'nin genel çizgilerini ve genel ton sahalarını belirler. Fakat ton farklılığıyla ilgili olmadığı için kontrastlık yaratmaz. Şekilden ziyade tondaki hakim olan rengi verir. Bu yüzden de düz ve iki boyutlu bir resim meydana getirir. Fotoğrafa oranla Notan efekti çok az daha kontrastlıdır. Arka ışık azaltılmış ve şekilleri belirleyen anahtar ışığı yoktur.
· SİLÜET : Silüet ışıklandırmada Suje'lerin dış çizgileri üzerinde durulur. Bunun dışındaki , satıh tonunun ve satıhtaki şekillerin detaylarının belirlenmesi önemli değildir. Silüet ışıklandırma ; fotoğrafçılıktaki güneşe karşı çekimlerde ve stüdyolarda da çok süslü efektler elde etmek için kullanılır.
· CHIAROSCURO : Burada da gölgeleme ve tondaki farklılıkları belirleme metodu kullanılır. Buda resmin genelinde bütünlük ve derinlik duygusu yaratır. En çok uygulanan yöntemdir. Tv. de olduğu kadar filmcilikte de çok rastlanan ışıklandırma şeklidir. Bu sistem başarılı olarak uygulandığı zaman çok kaliteli resimler elde edilir. Meşhur ressamlar dahi insan figürlerinin resimlerini yaparken bu şekilde aydınlatılmış hava vermeyi tercih ederler.
IŞIĞIN PRODÜKSİYONDA KULLANILIŞI

1. Arka Işık : Suje'nin arkasında herhangi bir yerden verilir. Suje'yle 45-75 derecelik açısı olmalıdır.
2. Saç Işığı : Saçlardaki detayları ortaya çıkmasını sağlayan lokal ve sert ışıktır.
3. Ana Işık : ( Temel Işık ) Genellikle bütün seti aydınlatan Flood ışıktır. Resim için gerekli olan minimum aydınlatmayı sağlar. Diğer ışıklar buna göre ayarlanır.
4. Anahtar Işık : Yöneltilmiş ana ışıktır . Genellikle cepheden , yüz çekimlerde önden , profil çekimlerde ise yandan verilir.
5. Elbise Işığı : Elbiselerin desen ve kıvrımlarını belirleyen sert ışıktır.
6. Göz Işığı : Düşük kuvvette bir lambadır . Suje'nin havasını ve yüz ifadesini değiştirmeden sadece gözlerini aydınlatır .
7. Dolgu Işığı : Sert spotların meydana getirdiği keskin gölgeleri yumuşatmada kullanılan Flood ışıktır . Anahtar ve dolgu ışığı arasındaki denge ışık kontrastını temin eder.
8. Yer Işığı : Kamera açısının aşağısına , yere terleştirilen ışıktır.
9. Arka Fon Işığı : Arkadaki fonu aydınlatan ışıktır .

Bunlardan başka karşımıza çıkabilecek tabirler :
Ön Cephe Işığı : Kameranın görüş açısından verilen ışıktır.
Çapraz Arka Işık : Herhangi bir yükseklikten ve Suje'ye 135 derecelik açıyla verilen ışıktır.
Şekillendiren veya özellikleri belirleyen ışık : Satıhtaki kusur , pürüz ve oyma gibi desenleri belirleyen ışıktır .

· SATIH PARLAKLIĞI : Bir sathın parlaklığı kendi tonuna ve üzerine tatbik edilen ışık miktarına bağlıdır. Bütün bu örnekler aynı parlaklıkta görülecektir.

ATMOSFERİK IŞIKLANDIRMA

Bir Suje'nin aydınlatılmasında etrafındaki ışıklar psikolojik etki yapar. Mesela ; loş bir ormanın verdiği korku hissi , parlak Güneş ışığının verdiği neşe , Gün batışının silüet ve romantizm hissi gibi . Bunlar zaten tabiatta mevcut olan hadiselerdir . Bu ışıkları taklit etmek suretiyle suni olarak Tv. stüdyolarında tatbik etmek mümkündür . Bilhassa ay ışığı ve romantizm teması sık sık işlenen ve özellikle de istenen konulardır . Burada önemli olan seyircinin şuur altında bu efektleri yaratmak ve onun bu atmosfer içinde yaşadığı hatıraları canlandırmaktır . Gizlilik , tehlike , korku , şüphe ifade eden resimlere ise karanlık ve esrarengiz dolayısıyla da atmosferik bir hava vermek gerekir. Parlak gün ışığı ise olayları ortaya çıkaran neşeli bir hava yaratır. Güneşli yaz günlerinin veya koyu bulutların dolaştığı rüzgarlı ve yağmurlu kış günlerinin insanlar üzerinde bıraktığı etki göz önünde bulundurulursa, Tv. stüdyolarında uygulamak istediğimiz ışığın tabiat üzerin mevcut olduğunu gözlemleriz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli faktör ; seyirci psikolojisidir. Ekran karşısında izleyicinin rahat ve sıcak bir ortam içinde olmasını , dolayısıyla da izlediği programda da dikkatini dağıtmadan ve rahat bir ortamı sağlamak zorundayız . Tv. de çekilen programların hepsine dikkatlice baktığımızda , belirli programların belirli ışıklandırma düzeninde olduğunu görürüz. Mesela ; haber , spor , çocuk programlarının çekildiği ortamın aydınlık ve ferahlık hissi vermesi için : dekor , dekorda kullanılan renklerin ve ışık düzeninin de ona göre seçilmesi gerekir . Yapılan araştırmalara göre; haber ve tartışma programlarında mavinin tonları , Spor programlarında açık yeşil ve tonları , çocuk programlarında ise rengarenk cıvıl cıvıl renklerin insanlar üzerinde daha olumlu etkiler bıraktığı tespit edilmiştir.
Uygun bir ışıklandırmayla normal bir setin karakteri tamamen değiştirilebilir. Bazı kimseler ışıkçının realist yani tabiata tamamen uygun ve tabiatın bir kopyası olan bu ışıklandırmayı yapması gerektiğini zannederler. Bu aslında doğru değildir . Tabiattaki ışıkla aydınlanan bir Suje her zaman iyi bir resim vermeyebilir. Mesela ; yarı aydınlık yüzler , karanlık gözler , parlayan saçsız başlar ve çirkin gölgeler tabii ışığın meydana getirdiği aksaklıklardır . Stüdyoda yapılan tabiata uygun ışıklandırmada , bu ve buna benzer dengesizlikleri gidermek mümkündür.
Dolayısıyla tabiatı taklit ederek yapılmış iyi bir ışıklandırma sonucu elde edilen resim; daha dinamik , daha parlak ve daha da inandırıcı olacaktır. Yaratılması en zor efektlerden biri de tam karanlığı verebilmektir. Halbuki programlarda karanlık en çok işlenen konulardandır. Mesela ; karanlık bir oda , bir tünel veya karanlık bir sokak gibi... Onun için bu konuya da değişik ve etkili çözümler bulmak gerekir. Mümkün olduğu zaman önden gelen ışığın şiddetini düşürerek yada çoğu zaman yine şiddeti düşürülmüş arka ışık kullanarak bu efektler verilmeye çalışılır.

· ATMOSFERİK DEVAMLILIK<